1. Skip to navigation
  2. Skip to content



Motor hacimleri kafa karıştırmasın

20 Haziran 2013 273 mesaj »

Otoseyir editörleri, günümüzde iyice şaşırtıcı değerlerle karşımıza çıkan motor hacimlerini konu ediyorlar.

Play

273 mesaj »

  1. Gökhan SARIKAYA # 1

    oh be sonunda bir otoseyir serüveni daha :D

    • umut51 # 57

      Yoğun araç kullanan insanlar için bence büyük motor olmalı çünkü uzun vadede büyük motor düzenli kullanımda küçük motora göre daha iyi hızlanacak ve ekonomik olan yüksek hıza daha az maliyetli ulaşacaktır. Büyük motorlu güçlü bir araba ile bir rampayı hem daha hızlı hem daha çabuk çıkarsınız ki bu da rampalarda küçüğe göre büyük oranda yakıt ekonomisi sağlar.

  2. burak # 2

    motor hacminin abuk sabuk olanımı olur yahuu?? ben otomotiv müh. okuyan biri olarak 4 zamanlı bir motor tasarlarken öncelikle bu motorun ne tür bir araçta kullanılacağını, mak. yük indeksini, aerodinamik kuvvet etkilerini göz önüne alır, gerekiyosa ve şartlara uygunsa ekonomik olması açısında 0.5 lt lik bile motor yapılabilnir.

    • Can Akbulut # 16

      Sadece kağıt üzerindeki steril ortamda mümkün o uygun şartlar ;) Bir de genel algı var yıllarca alışageldiğimiz arabalarla aynı boyda fakat yarı yarıya hacmde motor tercihinden doğan. İşte o zaman mühendisin medar-ı iftiharı olan motor galeride abuk subuk da olur, zırva sapan da :D

    • Lawnmower # 30

      Şartlara uygunluk önemli, ama herkesin şartları aynı değil. Örneğin; B segmenti araçlar normalde gençler için tasarlanır, içine en fazla üç kişi (önde iki yetişkin, arkada da yarımşar porsiyondan iki çocuk) bineceği farzedilir. Halbuki bizim yollarımıza bakın, B segmentindeki sedan modellere en az 4 kişi biniyor, bagajına da birşeyler yükleniyor. Fabrikadaki şartlarla genel kullanım şartları birbirini pek tutmuyor. Bu yüzden fabrika testlerinde yeterli gibi gözüken motor gerçek yaşam kullanımında yetersiz kalabilir.

      • Selçuk # 105

        Henüz videoyu izlemedim ama bu tespitiniz yanlış. Eğer bir araç 5 koltuklu 400 lt bagajlı üretiliyorsa testleri de ona göre yapılmalı kizaren öyle yapıldığını da düşünüyorum. İnsanların düştüğü en büyük yanılgı 3 liralık arabadan 10 liralık performans bekleyip hiç yakıt tüketmemesini istemek.

        • lawnmower # 106

          Aslında aynı şeyi söylüyoruz. Tek kapılı modeller haricinde tüm arabalar dört veya beş koltukludur, ama arabanın sınıfına göre hedeflenen kullanım tarzı farklıdır. Bazı ekstrem durumlarda arkadaki koltuk sadece göstermelik olur mesela. Örneğin spor arabalarda arkada koltuk olsa da bu genelde üzerine ceket koyulsun filan diye oraya koyulmuştur, ancak çocukların rahat edeceği kadar yer vardır arkada.

          Bir de, gerçek yaşamla test pisti aynı olmadığı için şartları önceden kestirmek zor oluyor. Örneğin sakin kullanılacağı varsayılarak küçük motorla üretilen bir araba kırk yılda bir de olsa sollama gibi sebepler için zorlanabiliyor. Bu yüzden hesaplamaları yaparken birazcık kullanım toleransı bırakmak lazım.

    • yusuf # 240

      burak kardesım sana katılıyorum…bu ıkısı motordan anlıyosa eger ben baska bısey bılmıyorum..almanlar sızın ıkınızın yasının carpımı kadr sene motor uretıyolar..arabayı surende surmeyende yorum yapıyo..sahın motorumu sandın tsı motorlarını..bırde abuk subuk demıs..gulerek gecıyorum..

  3. TempleWalker # 3

    Can abi bir motoseyir programı yapmayı düşünüyo musunuz? Bir bölümcük :D

  4. Barış Can KURT # 4

    Güzel video. Kafa karışıklığı olduğu da doğru bir tespit.

  5. ferhat # 5

    Ağzınıza sağlık. Ama o köpek sesi mahvetti beni.

    • Sinan Öztürk # 11

      Video’ nun son çeyreklerinde birde vuvuzela duydum sanki :)

    • Lawnmower # 31

      Köpek sesi, tencere tava sesi, vuvuzela sesi filan ayrı da, ben bir ara boğazıma dayanan mikrofonun gazabına uğramışım. Kendi yutkunma sesimi duydum, garibime gitti. :) Bu mikrofonlar çok hassas, daha çok izole stüdyo ortamında kullanım için tasarlanmışlar. Videoları çektiğimiz odada o tip bir izolasyon olmadığı için her tür ses araya karışıyor. Olsun, videoya renk getirmiş bu arka plan gürültüleri. :)

      • filmkoparan # 44

        dışardan gelen seslere bakarsak videoyu akşam 21:00 gibi çekimişsiniz. sizin de direnişe gizli bi katkınız oldu #direnotoseyir :)

        daha çok motor ömrüne değinmişsiniz ama bu tip motorlarda dayanıklılığın yarattığı sorunlara gelene kadar, uygunsuz kullanımlarda yakıt tüketimi daha büyük bir harcama kalemi teşkil ediyor. özellikle maksimum tork aralığı yüksek olan ve biraz da ağır olan araçlarda gaz pedalına abanmak gerektiğinden ekonominin yanından geçilemiyor.

        bahsettiğiniz motorları incelemedim ama çanta kadar motordan litre başına 100 beygir ve üzeri güç alındığına göre yüksek hacimli bi turbo kullanılıyordur heralde. bu da turbo lag yarattığı için düşük devirlerde keyifsiz bi sürüşe hem de şehir içinde yüksek devirde kullanmak gerektiğinden beklenenin üstünde yakıt tüketimine yol açar.

        • Lawnmower # 47

          Bu motorlar aslında gayet güzel. Örneğin Ford’un motoru kendi sınıfında iki sene üst üste yılın motoru seçildi. Bizim anlatmak istediğimiz şey motor – kasa uyumu. 1.0L turbolu motor Fiesta için gayet uygun, ama Focus’ta kullanıldığında pek ekonomik olmuyor. Vergi dairesinde ettirdiği tasarrufu da uzun vadede yapması muhtemel arızalarla geri alıyor.

          • Can Akbulut # 133

            Ve Avrupa’da uzun vadeli kullanım söz konusu değil; 3 yaşını geçen arabaların sigortası pahalıya geliyor, elden çıkartılıyorlar…

  6. Sinan Öztürk # 6

    Bu bölümü izlemeden önce yakın gelecekte kullan at motorlar kullanacağımızı düşünüyordum, şimdi düşüncem pekişmiş oldu :)

  7. tufan # 7

    Videolarınız harika çok öğretici devamını bekliyorum. Çok teşekkürler.

  8. cihat # 8

    düşük motorlu araçlarda hiç bi zaman fabrikanın verdiği yakıt tüketimi tutmuyor.

  9. Ömer Avcı # 9

    Tencere tava sesleri şahane :)

  10. Sinan # 10

    Harika bir bölümdü. Tam da anlamak istediğim konulardı. Teşekkürler ikinize de. Ben de tam golf 1.2 tsi almayaı düşünüyordum ama tereddütteydim.Benim tarzıma uygun olduğunu anladım.

    Peki renault clio 4 0,9lt tce motor için uyum konusunda ne söylersiniz?

  11. Hüloooooğğğğ # 12

    Arkadan tencere tava sesleri geldiğine göre akşam 8.30-9.00 arası çekilmiş.

  12. zevzekgamer # 13

    1,3 multijet fiat doblo babamın sıhhi tesisatçı 100-150 kilogram takımları ile kendi ağırlığı 85 kilogram araba ruhsatda 1000 kilogram altında 1185 kilogram için 1,3 litre 75 beygir motor yeterli değilmi

    • Can Akbulut # 19

      Yeterli. Ama viteslerin aktif kullanımı şart ve dizel olmasına rağmen 1800 devir altında gaza çok basıp zorlamamak, seri vites düşürmek lazım ;)

      • turgut karatut # 272

        araç alırken aradıgınız ozellık işin izi görecek özellik olması lazım eger tork yukse olursa hızlı olsun ıstersınız tor düşük olursa güçlü olur ama hızlı olmaz yakıt tasarrufu boylelıkle saglanmıs olur rampada torku düşük olan daha aktıftır.aslında iş arabada degıl onu kullananda muhendısler her turlu arac dusunmusler sen hangısını ıstıyorsan onu al alırken hızmı güçmü bu ıkı kavramı ıyıce dusunun bende 2011 model 70 hp (beygır kavramı yanlış) rampada bayılıyordu 4.vıteste 2004 model kango var sımdı 65 hp 4 ıle rahatlıla cıkıyorum gaz pedalına dıp yapmıyorum bu fark tork meselesı alırken bunlara dıkkat edın devırlı motor herzaman yakıtı çok yakar muhendıslerınde ıstedıklerı vatandasa ıstedıgı seceneklerı sunmak.

  13. Hakan T. # 14

    Bu turbonun bozulmayanını yada zor bozulanını yapamıyorlar mı? :)

    Benzili motorlarda ufak hacimler yeni yeni ortaya çıkıyor. Anladığım kadarı ile bu motorlardaki düşük hacimin getirdiği zayıflık turbo kullanılarak gideriliyor. Kısacası, düşük güçlü motor ile turboyu, ağır bir arabada kullanıyorlar ve bu pek mantıklı değil.

    Ancak dizel araçların motor hacmi yüksek olmasına rağmen, onların gücü daha düşüktür ve hemen hemen hepsinde turbo vardır diye biliyorum. Yani motor hacmi büyük olmasına rağmen, yine düşük güçlü motor + turbo ikilisine sahip oluruz. Eğer doğruysam, bahsettiğiniz sıkıntılar hemen hemen tüm dizel araçlarda görülmeli.

    Doğru mantıkla mı yaklaşıyorum yoksa atladığım bir şeyler mi var bilemedim.

    • Can Akbulut # 20

      Çoğunluğu doğru kanaatlerinizin :) Bozulmayan turbo yapılır ama Veyron fiyatına Linea’ya binmek istemezsiniz ;)

      Dizel motor yapısı gereği hantaldır, benzin gibi parlamaz mazot. Yanmasını beklemek gerekir. Bu da dizel yarış motorunu dahi 5000rpm’de sınırlar. Turbo motora çeviklik kazandırmakla beraber emisyonların aşağı çekilmesine ve tork eğrisinin kullanışlı olmasına imkan tanıyor. Bu şekilde nispeten düşük basınçlı turbo kullanılan araçlar sorunsuzdur. Fakat turbo basıncını yükseltip zorlamaya başlarsanız onlar da öngörülenden evvel iflas eder. Kaç kişi kompakt sınıf dizelini ralli etabında gibi kullanıyor ki sürekli? Ama ağır gövde altında motoru sürekli zorlamak çok kolay hiç fark etmeden. Ondan sonra tüketim verisi de fabrikayla örtüşmüyor zaten ;)

    • Lawnmower # 33

      Dizel motorlar aslında yük çekmek için tasarlanmışlardır, aynı hacimdeki benzinli motora göre biraz daha az güç ama çok daha fazla tork üretirler. Dizel motorun karakteri gereği maksimum güç ve tork düşük devirde gelir, sonrasında da tork ve güç eğrileri sabit olarka ilerler. Neredeyse tüm dizellerde turbo kullanılmasının sebebi bu güç ve tork eğrilerini “normalleştirmek”, yani insanların alıştığı benzinli motorun tarzına uydurmaktır. Arabayı çeken şey aslında tork olduğu için, dizel motorlarda da yüksek tork düşük devirde geldiği için çekişte sorun olmaz. Bu yüzden uyumsuz motor / kasa ikililerinde dizel motorlar benzinlilere göre birazcık daha avantajlıdır. Denge fazla bozulursa yine sıkıntı çıkar, ama örneğin 1.3 litrelik dizel motor kompakt sınıf bir arabayı aynı hacimdeki benzinli motora göre biraz daha rahat çeker.

      • Sevket Zaimoglu # 66

        Hadi size Otoseyir konusu: Güç ile tork arasındaki fark nedir?

        • Can Akbulut # 132

          Yapılmışı var :D :D :D

        • i. Batuhan # 166

          Fizik dersinde öğrendiğimiz kadarıyla:

          Güç birim zamanda yapılan iştir, iş ise maddelerin enerjisindeki değişimdir, yani güç birim zamanda değişen enerji miktarı da denebilir.

          Tork’un formulü (kuvvet).(uzaklık) yani (newton).(metre)’dir. Tork bir eksen etrafında dönen cisimler için heseplanır. Torkun kullanımının en basit örneği kuyudan su çeken kollu makaralardır, eğer kolun uzunluğu artarsa bizim de aynı kuvvetle uygulayacağımız tork artar. Bu sayede kuyudan çok miktarda suyu az bir kuvvetle cıkartabiliriz.

          Buradan sonrası benim çıkarımım.

          Arabalarda, hızlandığımızda veya yokuş çıktığımızda mekanik enerjimiz değişir. Örneğin hızımızı 100km/h den 150 km/h cıkardığımızda kinetik enerjimiz çok fazla değişir. Enerji değişimi iş yapmayı gerektirir, gücümüzde ne kadar fazlaysa o kadar kısa sürede o enerjiyi(yani işi) üretiriz. Aynı şey yokuş çıkarken de geçerlidir, yokuş çıkarken potansiyel enerjimiz artar, bu artışı da ya hızımızı azaltarak (kinetik enerjiyi potansiyel enerjiye dönüşmesi) yada iş yaparak kapatırız, gene güçümüz ne kadar fazlaysa o kadar çabuk o işi yaparız.

          Tork ise tekerin dönme kuvvetidir. Yani aracın torku fazla ise teker o kadar kuvvetli döner. Örnek vermek gerekirse superman iki farklı arabanın tekerini eliyle tutarak durdurmaya çalışırsa, torku fazla olan arabada daha fazla kuvvet uygulaması gerekir. Bu durumda (bence) arazi taşıtları, taşı tümseği tırmanabilmek için daha fazla tork ihtiyaç duyar ve o şekilde tasarlanır. (Scirocco R nin 255 PS olup torkunun 330 N.m, Touareg’in 245 PS olup torkunun 550 N.m olması bundandır.)

    • oguz k # 63

      1.3 90hp vgt turbolu astra min turbosu 150bin kmde birden iflas etti, araba 2008 model ve 600liraya revizyon yaptırdım(yağ ve filtre degisimi dahil). Sıfır turbo ise 1000lira + yağ bakımı idi.. Dendiği kadar yüksek meblağlar tutmuyor yani.. Hele vgt olmayan turbolarin sıfırı daha da uygun oluyor..

      • Lawnmower # 81

        Şu anda makul gibi görünüyor, ama birkaç sene sonra arabanın fiyatı düştüğünde o 600 lira büyük masraf olarak görünecek size. Bir de şu var: Fiat’ın MultiJet motorları (yani sizin arabanızdaki motor) düşük devirlerdeki cansızlığıyla bilinir, yani turbo biraz geç devreye girer. VGT de olsa turbo büyük olduğu için düşük devirlerde aktif olarka çalışmaz. Bu yüzden ömrü uzundur. Turboyu daha aktif kullanan motorlarda (örneğin Renault’nun 1.5L dCi motorları) turbo ömrü biraz daha kısadır. Kullanıma göre değişir tabi, ama 50,000KM’de turbo bozan çok insan var etrafta.

  14. Çağatay # 15

    Carbon clean çok faydalı bir şey, 30-40bin km değilde 15-20 bin km de bir yapmak daha faydalı olacaktır, 50-100tl gibi bir fiyata yaptırılıyor.

    Bunun dışında şundan da bahsedilebilir; motor soğutma suyuna kırmızı antifriz koymak. Hem suyun donma ısısını düşürüyor, hemde daha yüksek hararete karşı faydası oluyor, bunun dışında sistemde kireç oluşmasını engelliyor, motor bloğunda paslanmayı da önlüyor, yalnız bu konuda şuna dikkat etmek gerekli; eğer araçta uzun km ler boyunca motor suyunda antifriz kullanılmamış ise kireç ve pas oluşmuştur, o andan sonra antifriz koyulduğu anda bu oluşan pası ve kireci sökerek sisteme zarar verir, plastik hortumları yıpratıp parçalayabilir, bu gibi bir senaryoda araç sürekli su eksiltmeye başlayacaktır ve hararet düzensizce yükselecektir, sıfır araç alanların ilk önce bu suya bakmalarında fayda var, eğer antifriz yok ise kırmızı olanından koyulmalı, diğer senaryodaki araçlar için bir ön işlem olarak ne uygulanması gerek bunu bilmiyorum, motor soğutma sisteminin uzun ömürlü olması adına bu işlem mutlaka uygulanmalı, keza bu sistem turbo ile de bağlantılı, motordan çıkan sıcak havayı soğutur ve motora geri yollar, bu açıdan da önem kazanan bir mevzu.

    • beyazıt # 38

      motordan çıkan sıcak havayı soğutup geri motora yollamak mı ? yanmış havadan mı bahsediyorsunuz eksoz çıkışındaki havadan mı ? başka biryerden sıcak hava çıkmadığına göre herhalde burdan bahsediyorsunuz yanmış karbonmonoksit olmuş havayı soğutup geri motora gönderince bi daha mı yanıyor ???? yada karbon monoksit olan havayı soğutunca ne oluyor anlamadım turbo çalışma şeklini benmi yanlış biliyorum yoksa yazdığınızda bir yanlışlıkmı var ???

      • umut51 # 52

        Turbo basıncı arttırır ve yanmamış yakıtı tekrar yaktırır. Ekonomikliği sağlayan ise çok yakıt yakmadan aynı gücü vermesidir, tekrar yakması değil.

        • beyazıt # 72

          sizin yazdığınıza görede turbonun görevi yanmamış yakıtı tekrar yaktırmak gibi bir ifade olmuş eminmisiniz ? sizce turbo bu işemi yarıyor ?????

      • Çağatay # 60

        Yanma odasından çıkan egzoz gazı turboya gönderilir, bu gaz turbodaki palleri çevirir ancak tekrar döngüye giren hava bu değildir, egzoz gazı turbodaki pali çevirdikten sonra sistemden dışarı atılır, egzoz gazının turboda çevirdiği pal karşıtında başka bir pali çevirir, bu çevirdiği pal dışarıdan aldığı temiz havayı kullanır, turboda aşırı basınçlanan hava ısınır, intercooler bu havayı soğutarak emme manifoltuna yollar, yanma odasından çıkan gaz tekrar yanma odasına dönmez!!!

        Aşırı basınçlanarak ısınan hava yanma odasında o ısıda kullanılsa idi yanmanın kalitesi düşük olacaktı ve turbonun performansa etkisi daha az olacaktı, çünkü ısınan hava genleşir ve birim alandaki oksijen daha az olur, eski araçlarda intercooler sistemi pek yoktu, yeni araçların ”neredeyse” hepsinde artık var.

        Gece uykulu yazdım, kelime yanlışı yapmışım, sizinde bu şekilde anlamanız gayet normal, bunun için özür dilerim, temelde bahsetmek istediğim sadece soğutma sistemi, şurada da yanlış yapmışım (veya eksik yazmışım); yazımda soğutma suyundan bahsettim ve intercooler’ı bununla bağlantılı gibi göstermişim, aslında intercoolerın bununla ilgisi yok, bu sistem petekli bir sistem, bir tarafından turbodaki basınçlanan hava girer ve bu peteklerden geçerek soğur, diğer tarafından soğuyan hava çıkarak tekrar yanma odasına gönderilir, bu havanın soğumasını sağlayan soğutma suyu değildir.

        Bu kadar karışık ve detaylandırılabilir konuları uykulu halde yazmamam gerektiğini anlamış bulunuyorum :) uyarınız ve dikkatiniz için teşekkürler, saygılar…

  15. ceceli # 21

    tencere tava sesleri eşliğinde yine harika bir program olmuş, teşekkürler :)

  16. Barış # 22

    Can Bey daha sık otoseyir istiyoruz :D

  17. Gökhan_Özmen # 23

    Ohh be, tam beklediğim konu ve tam da aklımdayken sorumu da sorarım can hocama yada emre hocama :))

    2 gündür eniştemle dizel motorlarla ilgili tartışıyoruz fakat bir türlü uzlaşamadık :)
    (Can hocam yada emre hocam lütfen cevap yazın.)

    - Sorun şu; dizel otomobil motorlarında sessiz olan motor tipleri var mı?

    (Sessizden kastım; benzinli motor gibi gürültüsü az olan, yani bilirsiniz ki dizel motorlar kamyonet motoru gibi ses yapar)

    Varsa lütfen bu tür motorlara sahip otomobil markalarını ve modellerini yazarmısınız? Şimdiden çok teşekkür ederim.

    • Lawnmower # 34

      Yeni nesil dizel motorlar eskilerine göre biraz daha sessizler. Yine de benzinli motorlarla karşılaştırıldıklarında sesli ve sarsıntılı çalışıyorlar tabi. Bunun esas sebebi yüksek sıkıştırma oranı, dizellerde sıkıştırma oranı çok yüksek olduğu için ses ve sarsıntı artıyor. Eğer daha sessiz ve sarsıntısız bir dizel motor istiyorsanız 6 silindirli motorlara bakmalısınız.

      • Gökhan_Özmen # 113

        -
        -
        -
        Emre hocam 6 silindirli alabilecek gücümüz yok, şöyle 50-60 bin’lik sesi rahatsız etmeyen bir dizel otomobil lazım. Var mı marka tavsiyeleriniz?
        -
        -
        -
        -
        -

        -

        -

        -

        • Lawnmower # 136

          Belirli bir arabayı veya motoru tavsiye etmek güç bu durumda, ama sessizlik için motoru kasasına küçük gelen arabalardan kaçınmanızı öneririm. Örneğin Toyota Corolla ve Auris 1.4 litrelik ilkel (8V) bir motora sahip arabalar. Kasaları motora ağır geliyor, motor zorlanıyor, zorlandıkça daha yüksek devirde çalışıyor, daha fazla ses yapıyor. Kompakt sınıfta 1.6 litre motorlu araçlar sessizlik konusunda daha başarılı.

          Bu ses olayı biraz da göreceli birşey. İnsan zamanla alışıyor. Biz ailecek uzun süredir dizel kullanıyoruz, aşırı gürültülü (Magirus minibüs motorları gibi) olmadığı sürece dizel sesi beni pek rahatsız etmiyor. Diğer yandan alışmamış olana (mesela Can) en sessiz dizeller bile kamyon motoru gibi geliyor.

          Eğer sessizlik sizin için herşeyde önemliyse, ama yine de yakıt ekonomisi için dizelden vazgeçemiyorsanız izolasyon yaptırmayı da düşünebilirsiniz. Arabanın ön kısmıyla kabin arasında izolasyon zaten yapılır fabrikada, ama bu genelde biraz zayıftır. Sanayide daha güçlü izolasyon malzemeleriyle bunu sağlamlaştıran yerler olduğunu duymuştum, ama bizzat yaptırmadım. Anlatılanlara göre motor sesi ciddi oranda kesiliyormuş. Tabi sonradan yapılan her işlem gibi bunda da işçilik kalitesi çok önemli. Bir de, motor sesinin hiç duyulmaması da iyi birşey değil, olası bir arıza durumunda hiçbirşey farketmemenize neden olabilir.

  18. wftx1033 # 24

    nihayet! seneler sonra bir otoseyir bolumu :)

  19. Emre # 25

    Gecenlerde 1.4 megane 2 hb park ettim renoulta ve clio test ettim 900 cc essekten inip ata binmis gibi oldum hic beklemedigim bir per formansti ama clioda. 1.5 90 beygirlik gibi mukemmel guzel bir motor secenegi var .demistiniz ya arabayi kaldircak sekilde motor olmali turboda isin kaymagi olmali .clio hakkinda dusunce ve onerinizi labilirmiyim

    • Lawnmower # 35

      Clio gayet güzel bir araba. Dizel motor genel kullanımda tüm benzinlilerden daha ekonomik çalışır, en azından ülkemizdeki akaryakıt fiyatları değişmedikçe yakıt maliyeti daha düşük olur. Yine de 900cc motor hiç fena değil, özellikle arabasını sık kullanmayanlar bu motoru rahatlıkla tercih edebilirler.

  20. Furkan # 26

    Güzel sohbet için teşekkürler.

    Biraz daha açıklanması gereken bir nokta olduğunu düşündüğüm bir yer var. Sizin görüşlerimizi almak isterim;

    - Alt devirlerde turbo motor devir alsın diye gaza yüklenmeyin turboyu gereksiz zorlamayın demişsiniz, fakat motorların fabrika verilerinde turboların devreye girdikleri minumum devir sayıları gibi değerler var. Örnek vermek gerekirse orta hacimde bir dizel motor genelde 1750-2000 devir civarında turboyu aktif hale getirir gibi .

    Bu durumda devrede olmayan bi turbo yu nasıl zorlamış oluyoruz. Yoksa gaza bastığımız gibi turbo şarj olmaya başlıyor, fakat motor söz konusu devre ulaştığında mı hava pompalanmaya başlıyor. Bu durumda turbo sürekli aktif demek daha doğru olmaz mı. Motor verilerinde yanlış yönlendirme mi var ?

    Cevaplar için şimdiden teşekkürler

    • Lawnmower # 36

      Aynen dediğiniz gibi oluyor. Motor çalıştıkça egzost gazı üretir, egzost gazı da turboyu hareket ettirir. Turbonun aktif hale gelmesi için egzost gazının belirli bir basınca ulaşması gerekir, bunun içinde motorun devrinin artması beklenir. Yani turbo aslında hep çalışır, ama devreye biraz geç girer. Yeni nesil değişken geometrili turbolarda bu gecikme bir nebze önleniyor, rölantinin üzerindeki -neredeyse- her devirde turbo devrede oluyor. Fabrika verilerinde hata yok, onlar sadece turbonun aktif olarak motora destek vermeye başladığı devri yazıyorlar.

      • Furkan # 59

        Bu durumda, düşük devirde yüksek viteste aracı hızlandırmak için turbonun aktif hale gelme sınırının altındayken (2000 devir altı mesela) gaza yüklenmek turbo için herhangi bir tehlike oluşturmaz o zaman.

        Akkor hale gelmiş turbo falan diye bahsetti Can bey, fakat benim asıl merak ettiğim motor üreticilerinin bu bahsettiğimiz devir aralığında (800-2000) kullanıcı hatasından kaynaklı yanlış kullanımlardan oluşacak olan hasarların önüne geçilmiş mi geçilmemiş mi. Daha doğrusu, fabrika çıkışında, turbo nun zaten devreye belirli bir devirin üstünde motora destek vermeye başlayacak şekilde ayarlanmasının sebebi zaten bu değilmidir ?

        • Lawnmower # 83

          Turbonun devreye geç girmesinin sebebi kullanıcı hatalarını engellemek değil. Düşük devirlerde zaten yeterli egzost basıncına ulaşılmadığı için turbo istese de çalışamıyor. Bu yüzden tek turbolu motorlarda turbo devreye girene kadar motor atmosferik gibi çalışıyor.

          Üreticiler bunun önüne geçmek, yani turboyu daha erken devreye sokmak için farklı yöntemler deniyorlar. Elektrik motoruyla veya basınçlı havayla turboyu hızlandırmak, çift turbo kullanmak (düşük devirde küçük turbo çalışır, devir yükselince daha büyük turbo devreye girer), değişken geometrili turbolar kullanmak gibi yöntemler var mesela. Düşük devirleri kompresöre (supercharger) emanet etmek de bir seçenek mesela.

          Turbo aslında öyle tek seferde kolay kolay bozulmaz. Uzun süreli yanlış kullanımla bozulur. Küçük hacimli turbo motorların ağır arabalarda kullanımına bu yüzden karşıyız zaten. Sürekli zorlanan, kendisi zorlandıkça da turboyu zorlayan bir motor her türlü arızaya gebedir.

          • Furkan # 108

            Ben sanırım sormak istediğimi tam anlatamadım. Turbo nun ne olduğunu ve nasıl çalıştığını, ikinci bir turbo yada değişken geometrili bir turbo kullanımı gibi durumları biliyorum.

            Asıl sorum; Can bey, ” düşük devirlerde gaza abanıp turboyu zorlayıp akkor haline gelecek kadar ısıtıp ömrünü azaltmak mümkün” gibi bir cümle kullandı. (Eğer ben yanlış duymadıysam) Yukarıda belirttiğim, belirli bir devirde aktifleşen turbo bu durumun önüne geçer mi geçmez mi ?

            Mantık olarak, düşük devirlerde araba devrini alsın diye gaza biraz daha yüklenmek, turbo üzerine binen yükü hiçbir şekilde arttırmaması lazım. Can beyin bu yorumunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Ve bu konuya açıklık getirmek istediğim için soruyorum.

          • Can Akbulut # 131

            Turbonun devreye girmesi tabiri, yeterli basınç üretip wastegate açması demektir. Rölantiden itibaren turbo çılgınca devirlenir. İsterse motor devri hiç artmasın; son viteste 1000 devirde dip gaz verin. Turboya maksimum şiddette yakıt patlaması gider. Ve hızlanır, basınç oluşturmaya başlar, wastegate açılır. Ancak bu sefer motorun kendi ateşleme haritası ve mekanik kapasitesi gereği devir sayısı hızla artamaz. Turbo maksimum devre çıkar, silindir içi hararet çok yükselir ve kullanıcıya hiçbir ipucu vermez.

            Atmosferik motorlardan farklı olarak turbo motorların dinamometre ölçümleri gerçek hayatta değişim gösterir. Zorlandıkça maksimum torku artar, verildiği devir aralığı değişir. Yüksüz halinde gaza basmakla yük altında güç farkı vardır. En çok gücü zorlanırken üretir, en çok tam yükte olmasına rağmen hızlanamadığı zaman yıpranır.

          • Furkan # 143

            Yani motor ureticileri, motor devirlenmemesine ragmen turbonun ic basincinin belirli bir seviyenin ustune bos yere cikmasini engelleyecek bir sistem gelistirmemisler mi bunca zamandir ?

            Bana pek mantikli gelmedi, fakat teknik olarak cok hakim oldugum bir konu degil. Biraz arastirayim bunu.

          • Can Akbulut # 145

            O sistem var ve adı “vites düşürmek” :) Turbo devrini gösteren sayaç da yok, benzin deposunun dibinde biriken kiri kolay temizlemeye yarayacak bir kir haznesi ek depo da yok…

            Akıl edememekten ziyade gereklilik burada ön plana çıkan. :D

  21. Ismail # 27

    Konuyla kesinlile alakasiz olucak ama soylemek zorundayim.Oyun yaklasik 2 aydir incelemiyorsunuz. diger bolumlere ozen gosterip birini unutursaniz iyi olmaz.Ha bir de tozlu raflar bolumude yapin lutfen.Her gun bir urun inceliyorsunuz iyi-hoşda yeter artik.

  22. Altan Yoklar # 28

    Teşekkürler, çok iyi bir bölümdü , çeşitli durumlar-motorlar olabilecekler , bizi yine aydınlattınız.

    Carbon clean denen işlem hakkında bilginiz varsa paylaşır mısınız?
    Nasıl bir işlemdir ve bu işi iyi kim yapar? Servis mi ?
    Güvenli bir işlem midir , kaş yapayım derken göz çıkar mı?

    • Can Akbulut # 130

      Bu işlem yakıt hattında dolaştırılan bir solüsyon ve manifoldun açılıp elle temizlenmesinden ibarettir :) Özel servisler yapıyor aracı diyaliz gibi bir makinaya bağlayarak. Yakıta karıştırılması da söz konusu benzer özellikteki solüsyonun. Ama kilometre ilerledikçe kurum tabakası kalınlaştığından tam temizlik mümkün olmuyor. Dolayısı ile eskimiş ve kurum tabakası çok sertleşmiş motora uygulanınca kompresyon kaçağı oluşması çok düşük bir ihtimal, gerçekçi bir senaryo değil :)

  23. Retro Sinan # 37

    Evet Can Bey özellikle şu carbon clean olayını daha ayrıntılı anlatabilir misiniz? Çoğunlukla forumlarda çok çelişkili bilgiler yer alıyor. Yok işte eğer araba belli km’nin üstünde hiç carbon clean yapılmamışsa kesinlikle elletirtmeyin tarzı bilgiler yer alıyor. Yada bi yaptırttım araba mahvoldu tarzı bilgiler geçebiliyor. Bu sebeple ciddi kafa karışıklığı yaşıyoruz. Yapalım mı hiç mi dokunmayalım mı, yoksa sıfır dizel araba aldıktan sonra her 40bin km de bir carbon clean’a sokmalımıyız bir kere carbon clean’a girmiş araba her zaman girmek zorunda kalır mı? Yani 40bin de yaptırdık 80 de unutuldu yaptırılmadı birşey olur mu daha sonra 100 bin km de yaptırılırsa uygun olur mu bu işlem, yada kaç km’de bir yaptırtılmalıdır gibi daha ayrıntılı bilgi ve tecrübelerinizi paylaşabilirseniz çok sevinirim, kolay gelsin.

    • Can Akbulut # 129

      Carbon clean denen işlem yakıt yolunun ve emiş sisteminin kurumdan arındırılmasıdır. En geç 40000′de bir yapılmasının tavsiye edilmesindeki hikmet, daha sık yapmanın fayda sağlamayacağından ziyade bu kilometre periyodu aşılınca sertleşen kurum tabakasının tam temizlenemiyor oluşudur. Söküp mekanik (kazıma) müdahale ile temizlenmesi gerekir sıfırlanması için parçalardaki kurumlanmanın.

      İlerlemiş kilometrede taşlaşmış kurum zaten tam temizlenemiyor yani. Pimpirikli dostlarımız ise bu taşlaşan kurum temizlendiği takdirde sübap çevresinden kompresyon kaçağı olabileceğini savunuyor. Ben çok gerçekçi bulmuyorum bu senaryoyu. Emme manifoldunun ağzına kadar kurum birikmesi gözlemlenebiliyor modern dizellerin püskürtme zamanlamalarıyla. Güç kaybı hatta motorun çalışmamasına varan sonuçları oluyor kurumlanmanın.

      Kötü tecrübe yaşayanların muhtemelen sıkıntı kaynağı başka, bu işleme yoruyorlar. Veya bilmeyen ustalar çamur atmayı sever yeni sistemlere aklı ermeyince; onların dolduruşuna gelip huzursuz oluyorlar ;)

      Calgon ve rezistansı kireçlenmiş çamaşır makinası misali kısacası vaziyet :D

      • beyazıt # 141

        2006 da şirkete aldımğımız 3 adet 1,3 dizel motorlu opel araçları servise götürdüğümüz her 15 000 km de bir karbon clean yapıyorlardı. 2008 de kendime 1,6 HDİ dizel 407 aldım 4 yıl bindim 1 kere bile carbon clean yaptırmadım tüm bakımları yetkili serviste yapıldı birkere bile yapalımmı demediler serviste 100000 km ye gelmişti sattığımda alan kişi ile hala görüşüyorum 130000 km de şu an

        • Can Akbulut # 144

          Dinamometreye bağlamıyorsunuz arabayı, yahut inip sıfırına binmiyorsunız :) Performans kaybı uzun vadede gerçekleştiği için fark etmek zor olur. Ama bir gün yolda bırakabilir de.

  24. bedircan # 39

    Üstad dizelimiz kirli diyorsunuz sakıncalarından bahsediyorsunuz peki mazot filitresi kirli yakıtı zaten süzüp motoru korumuyo mu ?

    • Lawnmower # 42

      Mazot filtresinin süzemediği şeyler de var kirli mazotun içinde. Mazot filtresi aslen toz toprak gibi, iri partikülleri filtrelemek için kullanılır. Bizim mazotumuzun bileşiminde özellikle kükürt oranı çok yüksek, bu da zaman içerisinde yakıt yollarında kurum oluşmasına, enjektörlerin tıkanmasına sebep olabiliyor.

  25. Casbee # 40

    Ben de sırf bu turbo, enjektör, DPF gibi masraflardan uzun vadede korktuğum için küçük hacim dizel yerine küçük hacimli atmosferik benzinli aldım. 1.2 motor ve 86 BG. Ama 86 BG almak için 5500 devir çevirmek gerekiyor. Ben 3500 gibi vites değiştiriyorum. Bazen yokuş, sollama vs. olursa 4000-4500 gibi çıkıyorum. Şuan için kararımdan memnunum. Hem aracı alırken 7 bin lira gibi anormal bir fark vermedim, hem de uzun vadede daha sorunsuz bir araca sahip oldum. Turbo dizelde (belki turbo benzinlide de aynıdır) ilk çalıştırmada hemen yürümeme, durunca biraz turbo için bekleyip 30-40 sn sonra stop etme gibi şeyler de vardı. Ben tamam hemen yürümüyorum veya stop etmiyorum zaten ama bu kısıtlamalar canımı sıkardı. Şimdi kafam rahat, acelem varsa basıp marşa yürüyorum, yolda zorlamadan yavaş yavaş ısıtıyorum. Bu arada aracım sedan B sınıfı 1080 Kg ve yeri geldiğinde 6 kişi full bagaj da bindiğimiz olmuyor değil. Bu yüzden 506 litre bagaj için sedan aldım :-)

    • Selçuk # 110

      Aynen ben de 90 bg dizele 12 bin lira fazla vermektense 132 bg atmosferik benzinli aldım. Benim araç değiştirme skalama göre bu farkı dizel ile çıkarmam imkansız.

  26. beyazıt # 41

    vergi sistemi değiştiğinde yine bu ufak motorlar avantajlı olack ki 2000 cc yada üzeri motor emisyon değeriyle 1,2 TSİ motor emisyonu dikkate alındığında yine kazanan 1,2 olacak Türkiye de yani 0,99 cc motor emisyonunu 2000 cc bir motorun yakalaması mümkün değil yani motor hacmi ile verilen vergi emisyona dönerse değişen bişey olmaz ancak araç yaşı da değerlendirme kriteri olursa yada başka etkenler de ozaman belki 2000cc e az vergi ödeyip binebiliriz sadece emisyon üzerinden yürürse değişen bişey olmaz aksine 1,0 motorların değeri artar Türkiyede :)))

    • Lawnmower # 43

      Emisyona dayalı vergi sisteminde vergilendirme motor – kasa kombinasyonuna göre yapılıyor. Bir arabanın kasası ağırsa motoru küçük de olsa vergisi yüksek olabiliyor. Bizim sistemimizde kasa büyüklüğüne ve ağırlığına hiç bakmadan sadece motor hacmine bakılıyor. Motorun verimi bile önemsenmiyor. Örneğin; 1.6L dizel motorlu Volvo S80 ile yine 1.6L TDI Volkswagen Polo aynı oranda vergi ödüyor. Biri diğerinin neredeyse iki katı ağırlıkta, ama motor hacimleri aynı olduğu için vergileri de aynı. Yeni vergi sisteminde inşallah bu hatalar düzeltilecek, daha adaletli bir sistem olacak.

    • Can Akbulut # 127

      2.2 litrelik ve 1.8 litrelik çok motor var süper düşük emisyonlu. Onlar süper mini motorlardan daha temiz. Hibritler de keza ;)

  27. Kaya # 45

    Yine faydalı bir sohbet olmuş ağzınıza sağlık…

    Carbon clean konusunda bir video çekseniz bizler için çok faydalı olur diye düşünüyorum…

    Hangi motora yapılmalı kaç Km de bir uygulanmalı 100000 km ye gelmiş araçta uygulanırmı soru işareti çok bu konuda.

    • Can Akbulut # 126

      100000km geçmiş motorda etkisi az oluyor. Kurum taşlaşıyor kalınlaştıkça. Yoksa en geç 40000km. Eski motorda biriken kurumun temizlenmesinden dolayı kompresyon kaçağı olacağı bilgisi biraz havada kalıyor; çünkü zaten kurum tamamen temizlenemiyor ilerlemiş vakalarda.

  28. Tuğcan Ünlüer # 46

    Çok güzel bir bölüm. Hatta ekşi sözlükte bir başlıkta daha önce de değinmiştim bu konuya. Fakat downsizing bir zorunluluk artık. zaten bahsedilen sorunların çoğu turbo devreye girmediği devrlerde tork yetmezliğinden kaynaklanan sorunlar. Zaten bunu engellemek için biturbo, triturbo, supercharger+tubo gibi çözümler var. Bunlardan da bahsetmenizi dilerdim

    • Lawnmower # 48

      Haklısınız, ama turbonun sürekli devrede olması, daha doğrusu arabanın normal kullanımda bile turboya ihtiyaç duyması da sıkıntılı bir durum. Turbo kullanımı aslında bilgisayar işlemcilerindeki otomatik overclock sistemlerine (onlara da turbo deniyor zaten) benzer. İşlemci aslında daha düşük bir hızda çalışır, ama kısa süreliğine yüksek performansa ihtiyaç duyulan durumlarda turbo oveclock sistemi devreye girer ve işlemciye ekstra işlem gücü sağlar. Ağır işlerde kullanılacak bir bilgisayara normalde yavaş çalışan, ama gerektiğinde turbo overclock ile hızı artan bir işlemci bağlamak o işlemciye eziyet olur. Motorlarda da durum böyle, arabayı çekemeyecek bir motora turbo eklemek pek mantıklı değil.

    • Can Akbulut # 125

      Ben sadece süperşarjlı dizeli bekliyorum :) Emisyon baskısı yüzünden yapmıyorlar ama herkesin mutlu olacağı sistem o olurdu ;)

  29. Harika bir bölümle yine karşı karşıyayız.Muhteşem ikili iş başında.

    Can bey ve Emre bey; daha önceki bir başlıkta astra ve golf arasında kalmış,sizinde tavsiyenizle astra’ya karar vermiştim.1.4 turbo motorlu astrayı aldım ve1000 km dir kullanıyorum.1.2 golf ile muazzam fark var.iyi ki sizi dinlemişim hiç pişman olmadım :) Bunun için çok çok teşekkürler.

    (Can ; dediğin gibi Watt’s bağlantılı arka süspansiyonlar gerçekten başarılı) ;)

    Fakat bu konu başlığı ile alakalı bir sualim olacak.

    Araç turbo otomatik.Lakin kullandığım bölge coğrafi konumu nedeniyle çok engebeli.Haliyle araç bazen uzun süre turboda çekiş yapmak durumunda. Turboyu bozmamak yada en azından ömrünü uzatmak için kullanırken dikkat etmemiz gereken bir husus var mıdır, var ise nelerdir ? Turbo,periyodik bakımı olabilen bir ünite midir ?

    Cevaplarsanız sevinirim.

    Teşekkürler..

    • Lawnmower # 54

      Hayırlı olsun, güle güle kullanın. :) Arabanızın gücü ve torku kasasına uygun olduğu için kullanım esnasında turboya özel bir uygulama gerekmiyor. Kontağı kapatmadan önce 10 saniye kadar beklemeniz yeterli. Turbonun periyodik bakımı olmuyor, zaman içerisinde zaten bozuluyor. Turbonuza iyi davranırsanız daha geç bozulur, iyi bakmazsanız kısa sürede arıza yapar.

    • Can Akbulut # 124

      Lawnmower rocks! Hayırlı olsun, güle güle kullanın. İlk iki yağ değişimini erkenden yapın flitrelerle beraber. Sonrasında birşey gerekmiyor.

  30. Mahmut # 50

    Can ve Emre Bey,
    2008 model golf GT kullanıyorum (1.4 tsi 170 bg, DSG (Islak tip). Aracı çalıştırdıktan sonra ısınması(devir saatinin rölantiye geçmesi), durduktan sonra da hızlı kullandıysam 1-2 dk, normal kullanımda 5-10 sn sonra durduruyorum. Genel kullanımda turbo’ yu mümkün oldukça devre dışı bırakıyorum (basınç göstergesi var). Araç 63.000 km’de aldım ve şu anda 71.000 km’de. 2.000 km önce bakımı yapıldı (Motor yıkatması yetkili serviste yapıldı). Bu araçlarda hava emişi hayati önem taşıdığı için hava filtresini ve motor temiziliği bakımdan bakıma değilde tozlu ve pis gördükçe değiştirme düşüncesindeyim. Sebebi de araç bakımdan çıktıktan sonra tüketim değerleri şehir içi 6,7 iken, tozlu bir köye gitmek durumunda kaldım ve sonrasında motorun üstü 2-3 mm tozla kaplıydı. Sonrasında hem yakıt tüketimi 8 litre seviyelerine çıktı hemde çekişte belli belirsiz düşme hissettim. Şanzıman ve motor uyumu ile ilgili olarakta aracımın torku 240 nm ve kalkışlarda vuruntu oluyor. Servis sebebi yüksek tork dedi, sizce de öyle mi? Motor bakımı için, yapmayı düşündüklerim yeterli mi? Ayrıca hem kullanım hem de bakım için tavsiyeleriniz nelerdir? Teşekkürler.

    • Lawnmower # 85

      Aracınızı hangi servise götürüyorsunuz? Yetkili servise bir gösterin derim, çünkü kalkıştaki vuruntu ıslak tip DSG için normal değil. DSG şanzımanların kavramalarının ara sıra kalibre edilmesi gerekiyor, bunu da sanayideki usta yapamıyor. Yetkili servislerde bunu yapıyorlar. Büyük ihtimalle bu kalibrasyonu yaptırdığınızda vuruntu problemi ortadan kalkacaktır.

      Filtreyi çok fazla tozlanmadıkça değiştirmeye gerek yok. Aslında K&N gibi yıkanabilir filtrelerden alırsanız hem motorun hava alması rahatlar, hem de her seferinde yeni filtre almak zorunda kalmazsınız.

      • Mahmut Dulkadiroğlu # 98

        Kalibrasyon işlemini ilk kez duydum. Bunu hemen sorup yaptırayım, çünkü vurunu çok sinir bozucu. K&N filtre tavsiyesi için de teşekkürler. Bu filtre yine kapalı tip olarak kullanılacak sanırım. Doğru mu anladım. Teşekkürler

        • Lawnmower # 140

          Filtre kapalı tip, ama özel bir malzemeyle üretilmiş, yıkanabiliyor. Söküp evde yıkıyorsunuz, kurutup yine geri takıyorsunuz. Geçirgenliği de standart filtrelere göre daha iyi.

          • Mahmut # 185

            Vuruntu normal olarak tastiklendi. Sadece kavramada önemsiz bir titreme tespit edildi. Motor özel kimsayasallarla temizletildi (Yıkatılmadı). K&N 33-2865 kapalı sistem filtre siparişi verildi bekleniyor:) Tavsiye ve paylaşım için teşekkür ederim.

          • Lawnmower # 188

            Hayırlı olsun, güle güle kullanın. :)

    • Hamso # 100

      1. viteste basarken tam 2 ye atacağın zaman sallama mı yapıyor? Şurada tork silkelemesi olarak bahsedilmiş.
      http://www.mazdaclubtr.com/27355/dizel-mazda3-de-2-viteste-silkeleme-sorunu/20/

  31. ihsan # 51

    Videoyu öğlen izlerken bir baktım tencere tava sesi duyuyorum..Tam “Eeeee yeter ama diyecektimki” videodan geliyormuş:) vuzvela sesi filan ..çok güldüm ya..:)) Güzel program olmuş yalnız biraz da türkiyedeki çok satan araç motorlarına değinebilirmisiniz.. teşekkürler..

    • beyazıt # 75

      ben söyliyeyim :) 1,3 dizel ( farklı isimleri var ama hepsi aynı ) , 1,2 ve 1,4 TSİ sonra 1,6 ve 1,5 dizel ( yine farklı isimleri var HDİ TDİ gibi ) azıcıkta 1,6 benzinli modeller haa unutmadan birde 1,0 motorlar başladı satılmaya….

  32. Cengiz Erdoğdu # 53

    Öncelikle bu bilgilendirici programları yaptığınız için ağzınıza sağlık. Benim Can beye sorum olacak. 40.000 – 50.000 km aralığında carbon clean yaptırırsanız iyi olur dediniz. (http://www.carboncleanturkiye.com/) Bende 2008 Passat variant (45.000 km) var. Uzay otoyu aradım. Sizde bu şekilde bir işlem var mı, nasıldır, farkları nelerdir tarzında. Eskiden vardı makineye bağlayıp yapıyorduk, artık yerine katkı maddesi kullanıyoruz dediler. Neden diye sordum. Aralarında bir fark yok, birisi durduğu yerde temizleniyor, diğeri hareket halinde dediler. Bana pek inandırıcı gelmediği için sizin fikrinizi almak istedim. Yaptırmak mantıklı ise de, yer veya şirket ismi verirseniz sevinirim. Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

    • Can Akbulut # 135

      Aslında doğru söylenmiş, olay solüsyonun sirkülasyonundan ibaret. ;) Makineye bağlamak uzun süren ve randevuya rağmen çok sıra beklettiren bir işlem. Yolda olması gerekenden daha devirli kullanarak (gaza baskıyı yavaşça arttırarak ve vites değiştirirken dikkat ederek) 2500 yerine 4500 devirde, benzinlide 6500 devirde vites atarak, 80-90km/h gibi düşük sürat fakat yüksek devirde kullanmak için müsait rota belirlemelisiniz. Etkisi aynı olur :)

      Bir inanış var; çok eski motorlardaki kurum tamamen temizlenirse kompresyon kaçağına sebep olacağı yönünde. Bu hatalı bir görüş zira sertleşmiş kurumu kazıyamıyor solüsyon. Tam etki için 40000km periyodunu uzatmamak lazım.

      Emme manifoldunda, hava emiş hattında kurum birikmesi de kontrol edilip hava flitresi değişiminde manifold da temizlenmeli ;)

      Malesef Avrupa normu dizel kükürt oranı maksimum 50ppm iken bizde Eurodiesel 350ppm. TSE standardı “15000ppm” satışına izin verilmesi için… Bütün tantana bu yüzden.

  33. Deep_veeD # 55

    Küçük hacimli turbo dizeller piyasaya çıktığından bugüne turbo olayına şüpheyle yaklaşıyorum. Bu araçları kullananların bazıları hep turbodan kaynaklanan motor arızaları sebebiyle yüksek tamir masrafları ödemek zorunda kaldılar. Başına gelen bilir aslında kar değil belki de zarar ettiler.

    Şimdi ise benzinlilere turboyu sokuyorlar. Yine aynı sorunlar yaşanacak. Aracı zorlanarak çeken motorlar kötü yakıta karşı da hassaslaşacak. Teknolojinin ve malzeme dayanımının üst limitini zorlayan bu motorlardan yine bazılarımız kar yapayım derken zarar edecek.

    Her zaman Polo sınıfı için 1.2-1.4 lt. Golf sınıfı için 1.6 lt. Passat sınıfı için 2.0 lt. atmosferik benzinli motor her açıdan idealdi ve ideal ve risksiz olarak kalmaya devam edecektir.

    Üreticiler teknoloji ve malzeme dayanım sınırlarını zorlayacaklarına petrol dışında daha ucuz bir enerji kaynağı bulmalılar. Turbolar günlük kullanım için üretilen arabalarda olmamalı düşüncesindeyim halen. Petrole dayalı sistemde günümüzde şimdi de bu küçük hacimli turbolu motorlardan çare aranıyor ama bu keyifsiz sürüşler ve yüksek masraf riskini de her zaman yanında taşıyacak.

    • beyazıt # 77

      yüksek masraf olayı artık biraz abartılıyor eskiden dediğiniz doğruydu ancak artık turbocu da yan sanayiside çıkmasıda revizyonuda çok fazla o yüzden fiyatlar düştü baskı balata değiştirme maliyetine eşdeğer maliyetlere turbo arızası giderme yapılıyor hatta triger seti değişimi işçiliği dahil ortamama 500 ila 1000 tl arası tutuyor artık turbo masrafıda bukadar mesela 1.6 HDİ motor turbosu garret in sıfırını 600 tl ye satıyorlar okadar yani….

      geriye ise sadece doğru ustayı bulmak kalıyor çünkü hassas bir iş

  34. Anonim # 56

    Biraz alakasız olcak ama Dacia Dokker ı önerirmisiniz

  35. Anıl # 58

    Yüreğinize sağlık, bu videolar için teşekkürler.
    Arkaplandaki sesi kesip konuşacaklarınızı önceden basliklara ayirirsaniz daha güzel ve bizim içinde daha az kafa karıştıran videolar hazırlamış olacaksınız.
    Serdar Bostancı’dan sürekli yağ için klavuza bakın cevabı almaktan bıktığım için sizden motor yağları hakkında bilgilendirici bölüm yapmanızı rica ediyorum..
    kolay gelsin

  36. tyler78 # 62

    Honda’dan bahsetmenize sevindim. Elimde 34 bin lira kadar bir para var. Etrafımdan sürekli “sıfır al” tavsiyesi duyuyorum ama ben ısrarla 2008-2009 model Honda Civic 1.6 Otomatik istiyorum ikinci el. Çünkü bu paraya sıfır olarak 1.4 Polo veya 1.2 Yeni Clio alınabiliyor ancak. 1.4 Polo’nun yakıt tüketimi şehiriçinde broşürde bile 8 lt/100 km. 1.4 Polo bu kadar yakacaksa ben niye 1.6 Civic almayayım?

    Sizce Honda Civic almak mantıklı olur mu? Araba atak mıdır? Ve emisyona göre vergi olayı çıkarsa bunların vergileri artar mı? Azalır mı?

    • Lawnmower # 82

      Gayet mantıklı bir tercih. Sahibine kaputun nasıl açıldığını unutturacak kadar sağlam arabadır. Tüketimi ıslak kavramalı otomatik şanzıman yüzünden birazcık yüksek olsa da konforu ve dayanıklılığı için tercih edilebilir.

    • Tolga Taşdemir # 86

      2008 Honda Civic 1.6 Elegance Otomatik aracım vardı, iyi kötü 95000 kilometre civarı kullandım, Atak bir araç değil, Kasa ağırlığına göre motor biraz güçsüz kalıyor, dolayısıyla yakıtıda biraz fazla oluyor ancak çok rahat ve konforlu bir araçtır.

    • demir # 259

      2008 yılında sıfır alıp 2010 da sattığım otomatik civic sedan vardı. Şimdiye kadar kullandığım en sorunsuz arabaydı. Hiç arızalanmadı. bakım periyodu 10 binde birdi. 40bin km kadar kullandım. Bakıpda iç geçirdiğim arabadandır. Şimdi SUV sınıfı kullanıyorum. Sakın SUV sınıfına geçmeyin. Diğer grup arabalara binemiyor ve onlardan inemiyorsunuz birazda korku geliyor.
      Yakıt tüketimi hiç bir zaman 9.8 l altına düşmedi şehir içinde, bir kez kendimi kasmıştım ş. dışında 7.0 l görmüştüm. ama vtec motorun 3000 devirden sonra ortaya çıkardığı ıslık sesi ekonomik kullanmanıza en büyük engel. O zamanlar lpg yoktu şimdi başarılı kitler uygulanabiliyor. Düşünülebilir.

  37. kerem ulu # 64

    konunuzu çook beğendim.gayet doğru tespitleriniz var. keşke biraz arızlarınada değinseydiniz turbonun yağ atması küçük hacımlı motor neden yağ yakar? turbolu araç neden marşla beraber hareket edilmez…bunlarada değinilmeli ama işte insanlar dikkat etmiyor üzücü :(

  38. iea96 # 65

    Arkadan gelen gürültüler çok sinir bozucu olmuş :(

  39. burak sürmelihindi # 67

    on numara program olmuş. teşekkürler.

  40. Ahmet # 68

    Can daha fazla zayfılama öleceksin mazallah :)

  41. Okan # 74

    Can hocam turbo işçiliğinin çok zahmetli olduğu söylediniz ama size şöyle anlatıyım turbo değişen 3 parça vardır ; tamir takımı (sarılar) parvane ve mill zaten bunun dışında arıza vermez (salyangoz vs. dökümdür zaten hurdacıdan 5 liraya alıp kumlayım sıfır gibi kullanıla bilir) Bunları değişmekte düşünüldüğü kadar zor değildir hatta bir kez yapsanız bu kadar kolay mı dersiniz. Turbo tamirlerini zor yapan yedek parça yokluğudur ülkemizde mil ve pervane üretimi yoktur. Yurt dışındanda çok pahalıya gelir. Türkiyede yapılsa en fazla 50TL olacak parçalar yurt dışından geldiğinde 100$ geliyor. Yani turbo tamiri o kadar zor olmamakla beraber çok kolaydır.

    • Lawnmower # 78

      O parçalar da artık ucuza alınabiliyor, ama montajı hala zor. Balans makinesi gerekiyor, turbo balans makineleri de pahalı şeyler. Her turbocuda yok. Bu yüzden turbocular balans işlemini ucuza yapmıyorlar.

      • Okan # 91

        Hayla düşündüğünüz kadar ucuz değil eğer ucuza alıyorsanız emin olun çıkma takıyorlardır. Balans makinesi bir kumlama makinesi kompresör 20 Bin TL alına bilir. Buda pek pahalı sayılmaz bu makinelerin 20 sene rahat arıza vermeden kullanıla bileceği düşünüldüğünde hatta bir tamir takımı değişiminin 300 TL başladığı düşünülürse bunlar deve kulak kalır.

        • Lawnmower # 138

          Okan Bey, ben kendim bir dönem turbo ithal edip sattım. O dönem birlikte çalıştığım ortağım da şu anda piyasada en tutulan turbo tamir takımı markalarından olan Turbo Plus’ın ithalatçısı. Birlikte Melett tamir takımlarını da ithal etmiştik, sonra Motorsan distribütörlüğünü alınca bırakmıştık. Turbocularda çok vakit geçirdim yani, nasıl yapıldığını biliyorum.

          Turbo ticari araçlarda 100,000 devire, binek araçlarda ise 200,000 devire kadar çıkabilen birşeydir. Makine endüstrisinde en hızlı dönen parçalardan biri turbo milidir. Bu yüzden balansı çok hassastır. Evet, balans makineleri son dönemde ucuzladı, ama yine de öyle her dükkanın bir köşesinde bulunacak gibi değil bu makineler. Ayrıca, turbo montajı da özen ve uzmanlık gerektirir. Bilen birisini turboyu söküp takarken izlerseniz kolay görünür, ama aslında en ufak bir hata turbonun milini ve yataklarını kullanılmaz hale getirebilir. Bu yüzden parça ucuz da olsa “iyi” turbo tamiri ucuza yapılmaz, iyi usta parasını alır.

          Ayrıca, turbo parçaları Türkiye’de üretildiğinde yurtdışına göre daha pahalıya maloluyor. Bunu deneyen de oldu, mesela bizim dökümcümüz turbo burçlarını Türkiye’de üretmeye niyetlendi. Hatta Motorsan’ın da desteğini aldı, ama sonuç hüsran oldu. Maliyeti düşürmek için çok miktarlı üretim yapmak lazım, o kapasitede üretim için de yerel pazar yeterli gelmiyor. Ayrıca, işçiliğin de ucuzlaması gerekli. Mil üretiminde fiyat rekabeti o kadar sıkı ki, bir milin balans makinesine 2 kere bağlanmasıyla 3 kere bağlanması arasındaki maliyet farkı anlaşmayı bozabiliyor.

      • Okan # 92

        Montaj dediniz çay içerek yapsanız 10 dakika alır (araca takmak haric) hatta bazı araçlarda örnek vermek gerekirse c-max da turboyu söküp tamak 15 dakikayı almaz

        • Can Akbulut # 122

          Teknoloji ilerliyor, yaşasın :D Ama yine de titiz olunması gereken bir işlem. Usta ile muhattap olmak birçok kullanıcı için büyük stres kaynağı.

          • Ali Ekenciz # 169

            Can bey, guzel turkce konusuyorsunuz. Aslinda epostanizi bilsem oradan yazardim. O nedenle kusuruma bakmayin, muhattap demenizi yadirgadim. Gerci bu hatayi gazeteler bile yapti,
            Bilgilendirici yayinlariniz icin Emre Bey ve size cok tesekkur ederim.

    • Hamso # 101

      Turbo imalatındaki yoğun el işçiliği
      http://www.youtube.com/watch?v=0oXMH9sp7LM

  42. Anonim # 76

    Bu bilgileri ne kadar sürede edindiniz? Tecrübe ile mi? Okuyarak mı?

  43. samet # 84

    motorun hacmide delikanlının aklını alır aklını :D

  44. BERK # 87

    Köpek sesi yüzünden doğru dürüst konsantre olamadım, güzel konuya değinilmiş, çekimlere biraz daha özen lütfen.

  45. burusli # 88

    Çok güzel bir konu ve video olmuş, fondaki sesler doğallık katmış bence fena değil.

    Bu carbon clean konusunda bende şöyle biliyorum, araba sıfırdan her 40-50 binde yaptırılınca faydalı ama sonradan yaptırılmaya başlanılırsa faydasız hatta zararlı şeklinde.

    Bunun doğrusu nedir acaba?

    • Can Akbulut # 120

      Kurum tabakası sertleşerek mekanik müdahaleden başka türlü temizlenmez hale geliyor. O yüzden 40000 en geç :) Bir de çook yaşlı motorlarda biriken taşlaşmış kurumun sökülmesi kompresyon kaçağına sebep olabilir tezi var ama fantezi boyutunda ;)

  46. Erdem # 89

    daha önce cevap verdiniz mi bilmiyorum ama programı seyrettikten sonra aklıma geldi.

    turbo dizel ile benzinli lpg motorun ömrün ömürleri konusunda nasıl bir karşılaştırma yaparsınız. bide bunun performans’a etkisi nasıl olur.

    lpg’ler ile ilgili bir bölüm yapılmıştı kesin yorumlarına vardır cevabı bakarım şimdi oraya ;)

    • BraVe # 95

      Dizel yakıtının yanma sıcaklığı ve basıncı yüksektir. O yüzden dizel motorları tasarımı daha kalın ve ağır olur. Bu sayede motor ömrü benzinli motorla denk hale gelir. Benzinli bir araçta LPG kullanıldığında motorun ömrü azalır. Çünkü LPG’nin yanma hızı, sıcaklığı ve basıncı benzine göre yüksektir. Bu durumda da indikatör diyagramında da değişimler olur. Bunun sonucunda değişik basınç ve sıcaklıklara maruz kalan motor malzemesi daha çabuk deformasyona uğrar.

    • Oğuz # 109

      Dizel motorlar 500 – 600 derece de çalışırken benzinli motorlar 900 dereceyi geçebilir yani hararet konusunda dizel açık ara önde ve dizel motorlar bence ömürlük motorlar ama video da da söylediği gibi oluşan kurum motorun içini mahvediyor.Eğer motor duman atıyorsa egr valfi de pis dumanlı egzoz gazını motorun içine tekrar göndererek kurumlanmaya tuz biber ekiyor.
      LPG konusunda galiba söylenmişti benzinin az da olsa bir yağlama etkisi var fakat LPG kuru çalıştığı için pistonun ömrünü olması gerekenden daha hızlı bitiriyor diye.

    • Can Akbulut # 118

      Dizelin yumuşak karnı turbo. Turbo benzin + LPG fantezisinde sonuç sıkıntılı olur. Keza atmosferik dizeller milyon kilometre görüyor aynı krankta… Düşük basınçlı turbolar da böyledir.

      Dizelin teorik ömrü daha yüksek. Fakat bozulacak parça sayısı, yakıt kirliliği ve bakım maliyeti olarak bakarsanız; atmosferik benzinli tüplü motor uzun vadede daha “avantajlı” olacak.

  47. Emre # 90

    Benim bir sorum olacak Yakın tarihlerde çıkan C segmenti araçlarda start stop sistemi standart oldu.Acaba turbo beslemeli motor start stop la kapatıldığında turbo nun ömründen yiyor oluyor muyuz ? Özellikle şehirler arası yolda (–1.6 TDI bir motor–) ortalama 100-120 km/h hızlarda 100-150 km yol yaptıktan sonra şehir içindeki trafik ışıklarında aracın start stop u devreye sokarak yakıt ekonomisi için motoru kapatması turbo ya ne derece zarar verir ? Teşekkürler

    • Hamso # 102

      Langırt diye kapatıp eve gitmekle aynı sıkıntıya sahip bence. Sonuç olarak araç ile motor çalışır durduğumuzda 10.9.8 diye sayan bir sayaç çıkmıyor, sanayi tecrübesi ile bekleme yapmayı uygun buluyoruz. Bu durumda da start stopta da aynı sıkıntı olacaktır.
      Burada bahsi geçen konu, çok ısınmış turbo kulakları ve motor dursada 9bin belki 10bin devire çıkmış turbonun dönmeye devam etmesi ve yağ pompasının çalışmaması.
      Bunları çözmüşlermidir acaba?
      Söz konusu 3 yıl kullanılacak bir araçsa uğraşan olmaz :)

      • Emre # 107

        Yani burada 3 yıl kullanılacak araba tabirini yanlış anlamış olabiliriz Çünkü arabayı 0 almış kullanıcı 3 yıl sonra arabasını satıyor yani araba 2. elde aktif olarak kullanıma devam ediyor.Ama Gene de Start Stop sisteminin Turboya etkileri nelerdir Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok Memnun oluruz OTOSEYİR =))

        • Can Akbulut # 119

          Start-stop sadece kağıt üzerinde işe yarayan, berbat bir sistem. Güya bomboş trafikte kompresyonda yaklaştığınız ışıkta stop edip en az otuz saniye suskun kalacak diye düşünülmüş. Zaten aksi durumda zararlı olduğu için kapatma düğmesi var ;) Mümkün mertebe kapalı tutun yoksa turbo mahvolur.

          • beyazıt # 142

            bu sistem nerdeyse standart oldu….. dediğiniz gibi olsa niye ek maliyet bindirsinler ki araca hatta ve hatta ilk peugeotlarda çıktı yada ben öyle biliyorum … ama şu an lüks dediğimiz markalarda da var geçenlerde kırmızı ışıkta yanıma BMV durdu pat sustu sonra pat çalışıp gitti üstelik 520d idi. Bu sistem gereksizse neden maliyet ekleyip donanım olarak ekliyorlar bence bu 10 saniye kapatma işi falan alt devir falan olayları çözüldü teknik olarak çözülmemiş olsa arabaların kitapçıklarında yazar adam 2 yılda sıfır arabaya 100000 km yi geçiyor garantide ikide bir parça değiştirmemek için kullanım kitapçığında bahsedilen durumlarla ilgili en ufak bir ifade yok… etrafımda firma aracı kullanan birsürü arkadaşım var hepsi dizel nerdeyse habire kaza yapıyorar ufak tefek yoğun kullanım had safhada ancak ne turbo nede başka sorun yok görünen çoğuda 100000 km nin üstünde araçlar birde tabiri caizse gavur malı gibi kullanıyorlar derler ya aynen öyle ama dediğim gibi sorun yok ….. arızalanacak arabayı kucağınızda taşısanız gaza altında yumurta varmış gibide basssanız gene arızalanır gene arızalanır :)

          • Can Akbulut # 147

            Yaşanan sıkıntı ağır metal zehirlenmesine benzer. Uzun vadede oluşan güç kaybı kolay hissedilmez kullanıcı tarafından. Yağ yakma ve gaz tepkisi gecikmesi en ciddi belirtiler olmasına rağmen çoğu kullanıcı fark etmiyor muayeneye kadar.

            Kötü kullanılan araba da bir sınıra kadar yıpranır düzenli olarak. Sonra bir gün stop ettikten sonra tekrar çalışmaz ;)

            Bir dönem arıza vermemiş olması göz boyar sadece. Start-stop otomatiği yakıt sarfiyatını düşük gösterip göz boyamaya yarar. Üreticiler bu yüzden tercih ediyor. Yüzbinlerce Lira’lık Mercedes’ten tam boy stepnenin asla yerini tutmayacak tamir kiti çıkmasını da buna benzetebiliriz. Büyük firmaların kullanması iyi olduğu anlamına gelmez ;)

          • Hamso # 152

            Üretici belkide euro5 veya euro6 emisyon normunu ancak motoru susturarak yakalıyordur, ömür mömür dinlemez yapıştırır geçer start stopu.

          • yusuf # 244

            can arkadasım bu dedıgınızı neden almanlar dusenemıyor acaba..sasıra sasıra okuyorum yorumlarınızı..sız bu turboları,cocuklara alınan gerı cekılerek gıden araba mı sanıyosunuz acaba anlamıs deılım..3 sene sonra hurdaya mı gıdıyo araba yıne anlamıs dıılım..bıraz mantıklı seyler soyleyın kı ben avrupada senelerdır okuyan bırısıyım kesınlıkle dedıgınız gıbı kımse 3 sene sonra arabasını cope atmıyor..bılgınıze..

          • Can Akbulut # 245

            Gözlem eksiğiniz var :) Tartışılacak mevzu değil. İzahı uzun sürecek ve yorucu olacak. Bize itimat edin, 1.5 dCi motorlu Grand Scénic yahut Škoda Superb 1.4 TSI alıp 2 litrelik motorluymuş gibi kullanılmayacağını bilin kafi.

            Dünyada sadece bizim ülkemizde tercih ediliyor bu şekil uygulama. Kirli akaryakıt da tüy dikiyor üzerine.

  48. BraVe # 94

    Kalitesiz yakıt konusunda çok haklısınız. Bu kalitesiz yakıt yüzünden VW aracımda EPC sorunuyla boğuştum.

  49. tofas # 96

    1.6 atmosferik 85bglik doğan varken ne yapalım 1.0 turbo 100bg lik focusu.

  50. emre666 # 99

    2005 transporter 2,5 motor tdi otomatik aracımızın geçen sene turbosu bozuldu. tamiri konusunda her kafadan bir ses çıkınca doğuş otoda takaslayıp yeni transporter aldık. acaba kötü kullanımdan dolayımı bozuldu yoksa turbo ların ömrü 7 sene diyebilirimiyiz?
    birde dsg şanzımanın ömrünü uzatmak için yapılması gerekenleri, kullanım şeklinin nasıl olması gerektiğini kısaca yazabilirmisiniz. teşekkürler.

    • Can Akbulut # 116

      En mühim püf noktası D ve R arası geçişlerde aracın tam durmasını sağlamak. Manevra başına yarım saniyenize mal olacak ama şanzımanın ömrünü katlar. Bir de asla rölanti devrinden yüksek devirde boştan vitese geçirmeyin. Sırf DSG değil, bütün otomatiklerin temel kuralıdır.

      Turbo çok daha uzun seneler de sıkıntısız çalışır. Çok kısa sürede de bozabilirsiniz. 7 senelik ortalama ömür biçmek yanlış olur bilimsellik adına :) Stop etmeden evvel rölantide en az 5 saniye bekletmek, 40000km’de bir Carbon Clean yaptırmak ve alt devirlerde gaza yüklenmemek; motor yağ değişimini aksatmamakla turbo çook uzun süre çalışır bozulmadan.

      • Neşet # 158

        Turbo konusunda bu kadar özenli teknik ayrıntıya girmek heyecan verici olsa da bence bozulmasındaki en birinci etkeni gözden kaçırmaya sebep oluyor.
        Turbonun bozulmasındaki en önemli etken, hava filtresini değiştiren yurtdaşımızın, hiçbirşey umrunda olmadığı için elinden kolundan havadan ordan buradan boruya kaçacak çer çöp, iş biter motoru çalıştırır eve gidersiniz ama artık turbonuzun kanatçıklarından birinde bir poşet parçası vs. iz bırakmıştır bile, ruhunuz duymaz, yıllarca aynı ritüel sonucu çöpler yapışan turbo birgün yeter der, bıkar ve memleketine döner, bunun da önüne geçemezsiniz, ülke değiştirin, o nereye gidiyorsa siz de peşinden gidin.

  51. Hamso # 103

    Bu arada bir karbon clean atılmış ortaya, ama kimsenin sorusuna cevap verilmemiş :D

    • Can Akbulut # 115

      Yeni iniyorum arenaya ;)

      • Hamso # 153

        Yakıta atılan 1 tüp solüsyon mu yoksa, aham şaham uzay teknolojisi kullanan bir servis mi bulmak lazım böyle bir işlem için?
        Bir servise gidip te 1 tüp solüsyonun yakıta karıştırılıp, abi sen yol yap garbon marbon kalmaz demesi de o işçilik yazan faturayı görünce iç burukluğu yaratır…

        • Can Akbulut # 162

          Solüsyon bulunmuyor esasen. Piyasada yok. Hazır gitmişken hiç uğraşmadan makineye bağlamak iyiydi lakin trafiğe açık ortamda devirli kullanmak da sıkıntılı bir süreç değil.

  52. Tesla # 104

    Yine harika bir program olmuş. Elinize dilinize sağlık.

  53. ilkay # 111

    Pek arabadan anlamıyorum ama dinlemesi süper :)

  54. orhan # 112

    can hocam, aylardır merak içerisindeyim, şu kiloları nasıl verdin bi anlat allasen. geçirdiğin değişim muazzam. adeta gençleşmişsin. ben de kilo vermek istiyorum. hatta bu kilo verme sürecinin bi programını da yapıverin, inanın çok faydalı olur

    • emre666 # 150

      ”porsiyonları küçülttüm, daha az yedim, özel birşey yapmadım” diye bir kaç kez söyledi. bende çok merak ettiydim bu işi, mucizevi bir olay yok. veya var bize söylemiyor. :)

  55. enes # 139

    Konuyla alakası yok ama tavsiye olarak arada bir motosikletle ilgili bir şeyler yayınlarsanız, benim gibi motosiklet severler için çok daha iyi olur.

  56. Kerem # 149

    Can abi bi kaç kişi daha topla da snein şu futbol sohbet programına da başla :)

  57. O.K. # 155

    mrblar güzel konu ve program olmus ağzınıza sağlık, sorum şu daha doğrusu merak ettiğim şey sıfır olarak ocak ayında aldımğım 2012 leon 1.6 tdi cr dsg aracım var. Dizel araç daha önce uzun zamanlar kullandım,tarzını az bucuk biliyorum, torku ve uzun süre kullanmak amaclı sıfır aldım. ortalama 5-7 sene arası dikkatli bi sürücüyümdür cok sıkıştırmayı zorlamayı sevmiyorum ama kullanırken kontrol ederım vites coğu zaman kucuk hızlarda bıle tüketimi düşürmek için örn: 60 km 6 .ıncı vites olarak yol alıyorum trafikte araç geçmek veya hızlanmak maksadıyla halıyle gaztepkilerinin yavaşlığı dolayısıyla genelde kickdown yöntemiyle vites küçültüp hızlanma yoluna gidiyorum,bu yanlışmı (bence makul olanı) ? yada can beyin yorumuyla yüksek viteste basmak turboyu zorlamasından ötürü sıkıntılı dediği durumu dsg kullanan her şahıs yaşıyo bunu aşımı yada çözümü nedir? diğer sorumsa aracım kompakt sınıfta ama ağarlık boş haliyle 1380 kg genelde 2 kişi kullanıyorum en fazla 50 veya 60 kg yukle uzun yol, sizce bu araç makul değerlerdemi? kompakt sınıf ve konusu olan motor araç oranı olarak, çünkü d sınıfı görünen 1.6 tdi passat oda ne kerametse 1380 kg görünüyo ! hangisi normal sizce ?

    • O.K. # 156

      Bu arada bi düzeltme passatın kilosunu yanlış biliyomusum düzeltmek gerekirse 1499 manuel ( 1530 dsg)yazıyo o soruyo cevaplamasınızda olur:)

    • Can Akbulut # 161

      Olay çok basit aslında, DSG de onu sağlamaya çalışıyor: Motor yuvarlanma ve rüzgar direnciyle düşük süratte çok rahat mücadele eder. En yüksek vitese çıkmasında hiçbir beis yok… Fakat ne zaman yokuşa sarar, hızı arttırmak istersiniz, o vakit manuel müdahale ile vites düşürmek evladır kickdown beklemek için gaza yüklenmektense. Fark ciddi değildir tabi :) Kuruntuya da gerek yok. Ama Arabayı en alt devirde çekmediği viteste saniyeler boyu süründürmek büyük hatadır. 60-100km esneklik testi yanlış bir harekettir yani ;)

      • O.K. # 165

        İyi hoş demişssiniz ama ben müdahale ettikten sonra dsg nın ne manası kalıyo:) bazen uyuz edıyo araba 1300 devirde 5 veya 6 ıncı viteste hızda 60 -70 arası oluyo gitmek için cırpınıyo vites değiştirmiycem der gibi gidiyo,kickdown yapa yapa kullanıyorum bende inatla. Ama dediğiniz gibi uzun sürmüyo kickdowndan sonra vites küçültmesi.Artık elle ufak bı dokunuş yaparım belki :) tşkler tavsiyeler için. Güç ağırlık oranı için yorumunuz nedir? 2 yolcu ve uzun yolda 50-60 kg arası yuk sizce motormu çekiyo beni turbomu :)?

        • Mahmut # 186

          Bende aynı dertten muzdarip olmuştum. 170 bg dsg. yüklü ve klima açıkken yokuş çıkıyorum aynen 70 km/s hızda altıncı viteste turbo dibe dayanmış 6. viteste devam ediyor. Ben iki çözüm buldum. 1. si s moda almak(Düz vites gibi oluyor, düşük devir yüksek vites) daha eğlence ama yakıt tüketimi artıyor. İkinci yöntem ise direksiyon kulakçıklarından vites küçültmek.

  58. Anonim # 163

    Emre beyin videoda bahsettiği ” consumer report ” sitesi bence Teknoseyir’in Türkiye’de izlemesi gereken yol olmalı diye düşünüyorum, böylece her konuda rahat olursunuz…

    • Lawnmower # 164

      Keşke dediğiniz gibi olsa, ama bu pratikte imkansız maalesef. Consumer Reports’un başarısının sebebi ABD’de olması. Amerikan toplumu klasik tüketim toplumu, alışveriş onların hayatında önemli bir yere sahip. Bu yüzden alacakları ürünlerin incelendiği dergiler çok popüler. Bir de, Consumer Reports bu işi çok eskiden beri (1936′da başlamışlar) yapıyor. Bu konuda tekel gibi olmuş yani. Tüketicinin güvenini kazandıkları için de insanlar karşı gelmiyorlar, derginin söylediğini doğru kabul ediyorlar. Dergi de zaten kasıtlı olarak karalama filan yapmıyor. Şimdi Teknoseyir’de (veya başka bir sitede veya dergide) herhangi bir ürünün kötü olduğu söylense o ürünü kullananlar veya sevenler isyan ediyor, hemen o siteyi rakip firmadan rüşvet almakla filan suçluyor. Consumer Reports’ta böyle bir durum yok. Adamlar buna mahal vermemek için dergiye reklam bile almıyorlar. Tabi gelirleri buna izin verecek kadar yüksek, Türkiye’de reklamsız dergi asla 2. sayısını çıkartamaz.

      ABD’nin çok büyük ve kalabalık bir ülke olması, dergi İngilizce olduğu için de sadece ABD’de değil, tüm dünyada takip edilmesi tirajı ve geliri arttırıyor. Türkiye’de böyle birşey yapılsa bizden başka kimse okumaz (veya izlemez). E bizim halkımız da bedavayı seviyor, şimdi Teknoseyir abonelik sistemine geçse izlenme oranları %90 oranında düşer. Hemen düşmese bile ayda 3 lira veren kişiler kendilerini sitenin ortağı zannedecekleri için ilk hoşlarına gitmeyen videoda isyan edip siteden ayrılacaklardır. Neticede o işin sonu hüsran olur, maalesef bizde Consumer Reports gibi bir yayının hayatını sürdürebilmesi imkansız.

  59. the_relish # 167

    yine bir otoseyir programı gördüğüme çk sevindim çok faydalı bır konu olmuş bu arada benım sormak ıstediğim bir soru var tsi 1.2 motoru vw önce jettaya koydu sonra beetle daha sonra golf e koydu yanı bu motor ömürsüz bir motorsa neden vw gibi bir firma adını lekelemek pahasına atmosferik motordan vazgeçip yerine 1.2 tsi getirsin yeni motorlarının hepsi turbo beslemeli benım gördüğüm golflerın çoğunluğu 1.2 tsi şuanda gerçekten anlayamıyorum

    • Can Akbulut # 168

      VW de, Mercedes de, BMW de ticari düşünen firmalar. Egzoz emisyonu daha düşük bu motorun ve Avrupa’da vergi avantajı sağlıyor. Ayrıca Avrupa’da araç değişim periyodu kısa olduğu için varsın ömürsüz olsun :) Bizim de dahil bulunduğumuz gelişmemiş ülke pazarlarının kaygısı motor ömrü. Hain akaryakıt fiyatları ve kalleş vergiler yüzünden bir tek bizim sorunumuz kerhen kullandığımız bu küçük motorları az yaktırıp uzun süre kullanmaya çalışmak…

      • Can Akbulut # 170

        Ticari güdümlü düşünmeyen firmaya örnek Ferrari gibi egzotik üreticiler olabilir. Onlar bir üst merciden ultimatom gelene kadar itibarı, kaliteyi rekabette ilk planda tutuyorlar.

  60. Burak # 171

    Merhaba Emre Bey,

    Atmosferik benzinli üstten çift egzantrikli motorlara temiz basınçlı soğuk haavayı aracın hava filtresine gelmeden emme manifoltuna direk olarak baglantı yapsak turbo görevi üstlenirmi?

    • lawnmower # 172

      Üstlenebilir tabi, hatta NOS sistemleri buna benzer şekilde çalışır zaten, ama pek pratik değil dediğiniz şey. Manuel olarak kontrol etmeniz lazım, sürekli motorun hava ihtiyacını tahmin edip ona göre hava vermeniz lazım. Turbo motorun egzost basıncına bağlı çalıştığı için motor ne kadar zorlanırsa, yani ne kadar havaya ihtiyaç duyarsa o kadar hızlı çalışıyor, bir nevi sizin elle yapacağını şeyi otomatik hallediyor.

      • Burak # 176

        Çok haklısınız, fakat bu sistem ihtiyaç halinde nos gibi anlık hızlanma ihtiyacı için sormuştum. Teşekkür ederim.

        • Can Akbulut # 178

          Anlık hızlanma için dalgıç tüpü mü yerleştireceksiniz arabaya? Motoru yüksek basınca göre optimize edip ekseriyetle ekonomik kullanmaya çalışmak hem verimsiz, hem de çok pahalıya gelir. Aksi halde güç yüklemesi anında hüsran kaçınılmaz olur. O işin en uygun fiyatlı, güvenli ve makul çözümü NOS; filmlerdekinin aksine alev almaz, patlamaz. Dolum zahmetsizce yapılır, abartılı olmayan güç talepleri için motor iç yapısına müdahale gerekmez. Yalnız yine de katalizör iptalli komple egzoz ve açık hava flitresiyle güncellenmiş chip, ateşleme kabloları sistemin sağlıklı çalışması için gerekip işlem maliyetini yükseltir, gündelik kullanımı az da olsa olumsuz etkiler. Kumanda ile açılıp kapanan egzoz valfleri o işe yarar ;)

  61. mehmet # 173

    merhaba bir sorum olacak vw polo 1.4 85 hp alacağım yılda 20bin km yapıyorum sizce lpg taktırayım mı?

    • Can Akbulut # 174

      Hayır :)

    • Burak # 175

      Bence taktır wv polo sınıfının en iyi yoltuşu olan kaliteli bir b segmenti otomobil 1.2 tdı 3 silindir ucuz ama traktör gitmez çile çekersin sesi çok fazla 1.6 tdı 90 bg çok güzel fakat buda çok para polo 1.4 atmosferik motor bence hiç sıkıntı çekmezsin.

      • Can Akbulut # 177

        LPG gereksiz. Düzgün kullanılınca zaten çok ekonomik olabilen arabaya lüzumsuz masraf, orta ve uzun vadede de masraf kapısı olur. Hem güvenlik zaafı, hem de olmayan stepne yahut bagaj hiç zekice değil. Kapalı otoparklara girememek de cabası.

        • Burak # 179

          Arkadaşımız yıllık 20000 km yapacagını söylediği için Can bey bende lpg yi önerdim dizeller taş çıkartan bir ekonomik yakıt,düşük bakım masrafları, düşük hacimli hantal dizelleri sürmek bazen çile olabiliyor istanbul trafiğinde 1 vites sadece kalmaya yarıyo görüşünüze saygı duyarak lpg sisteminde düzgün bir kit ile hiç bir güvenlik kaygısı görmüyorum. 50 bar basınca dayanıklı tank güvenlik valfleri kaza anında depoyu kitler anca araba yanar oda hortumda kalan gazdan kaynaklı ve çok ağırdan yanar,ben hiç patlayan lpg li araç görmedim, stepne olayı zaten artık bisiklet lastiği yer sorun olmaz diye düşünüyorum.Üzgünüm ama burası Türkiye gerçekler bu keşke Dubai yada Amerika gibi devasa güçlerde benzinli araçlara binebilsek

          • Burak # 181

            Merhaba Mehmet Bey,
            WV Fabrika çıkışlı beniz/LPG ile çalışan aracını Almanya vb. ülkelerde satıyor. Web sayfasından inceliyebilirsiniz. http://www.volkswagen.de/de/models/polo/trimlevel_overview.s9_trimlevel_detail.suffix.html/der_polo_bifuel~2Ftrendline.html

          • Can Akbulut # 182

            Benim karşı durmamın sebepleri yok değil ;) LPG’nin temel dezavantajları:

            1- Kurulum maliyeti.
            2- Kaza güvenliği.
            3- Depoda buharlaşıp tortu bırakan benzin yüzünden tıkanan enjektörler veya sürekli dolu depo gezerek taşınacak lüzumsuz safra.
            4- Yedek lastikten taviz vermek yahut bagajı müthiş kullanışsız hale getirmek hele ki küçük otomobillerde.
            5- Kapalı otoparklara kabul edilmemek.
            6- Yüksek yanma harareti nedeniyle anlık hızlanmalar için benzine geçilmediği durumlarda motorun aşırı zorlanarak ömrünün azalması.
            7- LPG işletim sistemi ateşleme zamanlamasına müdahale edemediği için zaman zaman görülen uyumsuzluklar nedeniyle titreme, silkeleme vs.
            8- Montaj işçiliği esnasında hata yapılabilmesi de risk faktörü.

            Bütün bunlar göze alınıp, sürekli gaz olarak değil de sık sık benzine geçiş yaparak kullanım ile verim elde edilecek olmasına rağmen özellikle bagaj hacmini kurtarmak adına darbe emmesi için hesaplanarak yerleştirilmiş stepnenin yerini alan simit tüp tercihi ve stepnenin araç içinde serbest bırakılması yahut çıkarılmasından dolayı oluşacak güvenlik zaafının çaresi yok. İdeal şartlar olmazsa yağ değişim periyodlarına dikkat edilmez, devirli kullanılırsa ve yakıt fiyatı farkından dolayı hep tüp doldurup depo boş tutulursa 50000 km sonra satılığa koyarsınız arabayı. :)

          • Burak # 183

            Benim suan aracım LPG li ve aracımı 50000 km de aldım suan 120000 km de hiç bir sorun yaşamadım,su ana kadar kullandığım ve çevremdeki arkadaşlarımın kullanmış olduğu LPG li araçlardan hiç sorun yaşamıyorlar kaldıki bu motor iddaa ediyorum beni 400000 km rahat sorunsuz götürür bir sekman atarsın 1000 tl ye en az 100000 km götürür sonra 2500 tl yeni motor yaptırırsın oda arabayı öldürür.
            Maliyetli 1000 tl dir. bagaj hacmi inanın küçülmüyor motor lastikli stepneler yer kaplamıyor. Güvenliği zaten söylemiyorum kamyon şasi demirinden bahsediyorum. Artık otomobiller hidrojen yakıtı ile çalışır hale geldi. Bu ülkedeki LPG araçları 5 yılda yüzde 60 daha fazlalaştı insanlar ekonomin derdinde para kolay kazanılmıyor bu ülkede kolayda harcanmamalı bence. Türkiyedeki yıla göre araçların yakıt dagılımı :
            Yıl Toplam Benzin Dizel LPG Bilinmeyen
            2004 5.400.440 4.062.486 252.629 793.081 292.244
            2005 5.772.745 3.883.101 394.617 1.259.327 235.700
            2006 6.140.992 3.838.598 583.794 1.522.790 195.810
            2007 6.472.156 3.714.973 763.946 1.826.126 167.111
            2008 6.796.629 3.531.763 947.727 2.214.661 102.478
            2009 7.093.964 3.373.875 1.111.822 2.525.449 82.818
            2010 7.544.871 3.191.964 1.381.631 2.900.034 71.242
            2011 8.113.111 3.036.129 1.756.034 3.259.288 61.660
            2012 8.648.875 2.929.216 2.101.206 3.569.143 49.310

        • mehmet # 192

          Haklısınız. Vw Polo’yu (LPG’siz, benzinliydi) 2 gün kullanma fırsatım oldu. Şehiriçi 300 km yaptım. Yakıt tüketimi ve çekiş gücünü gayet sevdim. Bende Lpg taktırmayıp benzinde binmeye karar verdim. Yorumlarınız için çok teşekkürler, kararsız kalmıştım sorunu çözdünüz.

  62. Mehmet dr # 184

    Merhaba Can Bey;
    Otoseyir köşesini düzenli olarak takip ediyor ve oldukça faydalı buluyorum, emeklerinize çok teşekkürler…
    Size bir konuda fikir danışmak istiyorum, aile içinde hasta ve yaşlılar var, sağlam kişi sayısı da fazla malum, iç hacmi geniş yapıda bir aile otomobili almak istiyorum.
    Araç;
    * ikinci el olacak, (sıfırına durumum yetmez.)
    * arka koltuk diz ve tavan genişliği mümkün oldukça fazla olacak.
    * arkada zemin ortasında çıkıntı olmayacak, zemin tamamen düz olacak. (bahsettiğim hasta ve yaşlılar için, zira özellikle talepleri bu yönde…)

    Bu kriterlere göre ; Renault scenic, ford c-max, vw touran veya sharan, opel zafira vb.. den hangisini tavsiye edersiniz? Bunların dışında model tavsiyesi de olur…

    Bir de; 7 koltuklu modellerde arkadaki 2 koltuğun konforsuz olduğu ve ancak çocukların sığabildiği söyleniyor, sizin yorumunuz nedir?

    Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler…

    • Lawnmower # 189

      Renault Scenic ve Ford C-Max bu segmentin en iyi modelleri. Toyota Verso’ya da bakabilirsiniz, o da güzel bir araçtır. Citroen C4 Picasso da ilginizi çekebilir. Bu modellerde iç hacim geniş olduğundan zaten diz mesafesi ve tavan yüksekliği sıkıntısı çekmezsiniz. Arka koltuk zeminindeki bölme zaten bu tip araçlarda pek kalmadı artık, ama yine de bayiye gidip bakmakta yarar var. Ben hangisinde olup hangisinde olmadığını hatırlayamıyorum. 7 kişilik modellerde arkadaki koltukların biraz sıkışık olduğu doğru, sonuçta bagaj olması gereken yere koltuk sıkıştırılıyor. Tabi bu durum modelden modele değişir, bazı modeller (örneğin dev kasalı Mercedes GL) daha rahat bu konuda. Bir de “sıkışıklık” olayı kişiden kişiye de değişebiliyor. Ben 1.88m boyundayım, bana çok sıkışık gelen bir koltuk 1.65m boyunda birine rahat gelebilir. İkinci el alacak olsanız da bizzat bayide gidip görmenizde yarar var.

      • Mehmet dr # 191

        Cevabınız için teşekkürler. Bana da ikinci elde fiyat bakımından en uygunu scenic gibi göründü. Muhtemelen 7 koltuk tercih etmeyeceğim. Dediğiniz gibi arka zemindeki çıkıntıyı bizzat galerilere gidip incelemek lazım…

        • Alchemist # 201

          Citroen c4 grand piccasso’yu incelemenizi öneririm. Sınıfında büyüklük olarak oldukça iyi, bu sene içinde yeni kasası geleceği için ikinci eldeki fiyatlarıda düşecektir.
          2010 modelini 45000′de satın aldım, üç aydır kullanıyorum oldukça memnunum.

  63. Alper # 187

    Merhaba,
    0 km yada düşük kilometreli Qashqai ile ix35 arasında kaldım. araçların 2.0 dizel otomatik 4×4 versiyonlarını düşünüyoruz. yıllık ortalama 20 000 km yol yapıp, aracta genelde 250 kg yükle seyahat ederiz (yolcular dahil). uzun süreli kullanmayı düşünüyoruz. Hangisini tavsiye edersiniz yada başka araştırmamızı tavsiye edeceğiniz odel var mı? teşekkürler.

    • Lawnmower # 190

      Qashqai daha ekonomiktir, motoru biraz daha az yakar. Hhyundai’nin dizel motorları kendi sınıfının biraz fazla yakan tarafında, Renault motorları da (Qashqai’de kullanılan motor yani) aynı sınıfın az yakan tarafında. Bu yüzden özellikle şehir içi kullanımında biraz fark olacaktır.

      Bir de, Qashqai ile ix35 birbirine tam rakip değil. Qashqai daha küçük, ix35′in Nissan tarafındaki gerçek rakibi X-Trail. İkisi de güzel araçlar, eğer hacim önemliyse ix35, tüketim önemliyse de Qashqai sizi memnun edecektir. X-Trail’e de bakmayı unutmayın, tipi biraz garip gözükse de çok başarılı bir araçtır. Büyüklüğü sizi yanıltmasın, Qashqai ile arasında çok az ağırlık farkı var.

  64. OğuzhanAlaca # 193

    Çok güzel çalışmalar yapıyorsunuz. Artık forum sitelerindeki yalan yanlış bilgiler bizleri sıkmaya başlamıştı imdadımıza tam zamanında yetiştiniz. TeknoSeyir Ailesine çok teşekürler ederiz. İnşallah yolunuz hep açık olur :)

  65. bahadır # 194

    şu arkada 5 dakikada bir havlayan köpeğin sesini azaltamamışsınız gökhan bey,, siz böyle yapmazdınız.

  66. ALPAY # 195

    çok güzel program ağızınıza sağlık

  67. ayşe # 196

    çok güzel program teşekkürler. bir bayan olarak şu sıralar otomatik vites bir araba aramaktayım ve sürekli internette arabalar ile ilgili ne varsa okuyorum ve izliyorum bu şekilde sitenizi buldum.herkes internetten bakılarak araba seçilmez diyor ama şehre uzak bir kasabadayım ve galerileri gezme şansım yok.internette gezinirken dikkatimi çeken iki model oldu.
    1. toyota yaris hibrid 1.5 motor benzinli (fren geri kazanımı ile yakıt tüketmi:100km de 3.7 litre)
    2.vw golf 1.4 tsı bmt act(aktif silindir yönetimi ile 4 silindiri 2 silndiri devre dışı bırakarak yakıt tüketimine katkı sağlayan model)
    bayanım ailem 2 kişilik ben ve bebeğim sıfır araba düşünüyorum ve 65000 e kadar cıkabilirim eeee bu kadar para verincede insan otomobilin uzun süre kullanmak istiyor ve bende çok fazla değiştirmeyeceğim sağlam ve bebeğimden dolayıda güvenliği ön planda bir model istiyorum.(10-15 yıl kullanabiilmeliyim)
    aslında b modelleri kullanan kişleride bulmak zor cünkü cok yeni teknolojiler
    sizin forumlardaki cevaplarınızda honda jazz cvt önerdiğinizi okudum ama onunda donanım eksik gibii geldi bana mesela :hız sabitleme hava yastıkları anahtarsız sistem geri görüş kamerasının olmaması giiibi…
    yardımlarınız ve yorumlar için şimdiden teşşekkürler

    • Lawnmower # 197

      10-15 yıl kullanma niyetindeyseniz bir Honda Civic alın, rahat edin. Donanıma fazla aldanmayın, nasıl olsa sıkılacaksınız. Güvenlik açısından sıkıntı olmaz, bakımlarını aksatmazsanız arıza yapmaz.

    • Can Akbulut # 198

      Hibrid araçların yakıt tüketim ölçümleri “hilelidir”. Yapılan açıklama “100km” ifadesini içerdiği için, ilk 100km’deki değer yani teste piller dolu başlandığı için bataryaların sağladığı menzil dahil olan tüketim yazılır. Piller boş olsa veya test devam etse tüketim rakamı yükselecektir bir nebze :) ACT sistemiyse yeni teknoloji değil, 30 yıldan fazladır büyük motorlu makam araçlarında istifade edilen metoddur. 8 hatta 12 silindirli motorlar yüksek güç üretir. Çoğu zaman gereğinden fazla yüksek olduğu için bu güç, yakıt sarfiyatını azaltıp ikmaller arası menzili uzatmak için çok silindirli motorun dört veya altı silindiri gaza basılmadığı müddetçe devre dışı kalır. VW bunu dördün ikisini kapatarak kullanıyor, o kadar.

      Kullanmak istediğiniz süre çok uzun, o nedenle yakıt tüketiminden ziyade bakım masraflarının azlığı ve dayanıklılık ön planda olmalı sizin için tüketimden ziyade. Hyundai i30 ve KIA Cee’d modellerine bir göz atınız. Skoda Octavia veya Yeti modelleri yine gözden kaçmamalı. Opel Astra ve ikinci el Volvo C30; hatta Audi A3 3 kapı da nispeten uygun fiyata bulabileceğiniz zengin donanımlı araçlar.

      • ayşe # 202

        cevaplar içiin teşşekür.niye vw golf önermediniz anlayamadım bakımımı pahalı . 1.opel astranın otomatik vitesi iyi değil diye duydum2.volvoda da otamatik yok hep düz vites.3.yine honda civic hb baktım onlarda da otamatik göremedim.
        4. 2 el almayı düşünmüyorum 2 elin cıkardığı sornlarla uğraşamam ki 2. el alanlar sürekli sanayiye gitmek zorunda kalıyolarmış önceki kullanımlar ile ilgili problem oluyormuş bu bilgiler ile birlikte tekrar cevap verirseniz sevinirim iyi calışmalar.

        • ayse # 225

          önerileriniz için teşekkürler … neticeyi haber vermek için yazıyorum 2013 model beyaz premiım donanım toyota auris aldım ve bugün 1000 km bakımını yaptırdım arbamdan memnunun( dizel otomatik) benim için önemli olan motorun sağlamlığı ve uzun yıllar problemsiz bakımsız kullanmak istiyorum inşallahda öyle olur dizel arabaların bakımı ve kullanımı ile ilgili bilgilendirmeleriniz olursa cok iyi olur.

  68. ayşe # 200

    mesajı yazdıktan sonra mailler okudum turbo motor konusunda şüphelerim oluştu.birde ben acemi şöförüm pratiğide kendi alacağım arabada şöför tutarak yapmayı düşünüyorum forumdaki kişler arabaların o kadar çok ince detayından bahsetmiş ki bu tür detayları bilmeden araba kullanabilir miyim acaba
    benim babam yıllardır nissan pikkap dizel kullanıyor hiç yetkili servise gitmedi.arabaylada gitmediğ yer kalmadı arabası 99 model skystar

  69. aykan # 203

    Merhaba can bey yeni Mercedes E180 CGI hakkında görüşleriniz nedir?Bu araca böyle bir motor yeterlimi? Türkiye ye geliş fiyatı 250 cdı dan neden yüksek?

    • Can Akbulut # 206

      Pazarlama hilesi. BMW 316′nın da vergiler hariç fiyatı 320′den yüksek ;)

      O motorla sadece sedan gövde yüksüzken, orta şeritte mutlu eder. Zorlanması çok kolay.

  70. erman # 204

    boş ağırlığı 2ton olan freemont için 2bin motor multijet2 motor yeterli sorunsuz ve uzun ömürlü olabilir mi

  71. mert # 207

    Yine güzel bir program olmuş gerçekten. Benim de sizin fikrinizi almak istediğim bir konu var. 15000 tl civarı, aile dostu bir araba almak istiyorum ama pek fazla seçenek de yok açıkcası. Sizin tavsiye edeceğiniz en uygun araç hangisidir acaba. Teşekkürler şimdiden.

    • drkimbel # 210

      bende aynı dertten muzdaribim, 99-2002 arası üretilen corollalar fena durmuyor bu konuda.

    • mert # 211

      can bey görmedi soruyu galiba.

      • Can Akbulut # 214

        Görmemişim :)

        15000 TL pazarın karanlık kısmına giriş aralığı. Bu noktadan itibaren sıfır kilometrede asla yan yana getirmeyeceğiniz arabalar farklı kondisyonlarda karşınıza çıkıp akıl çelebiliyor. Bu noktada kullanım beklentinizi net tayin etmeniz anahtar. Corolla az bakım istemesi ile meşhur bir model. Alternatifi Hyundai Accent olur. Onlar da sağlam arabalardır. Getz ve Elantra dahi bulunabiliyor 15000 ve altına. 2002 sonrası Ford Fiesta, Skoda Felicia, VW Polo, 97-99 Opel Vectra ve Mazda 323 serileri de üzerinde durulması gereken araçlar. Net konuşmam zor; çok iyi bakılmış bir Alfa Romeo “binilmiş” bir Toyota’dan daha sorunsuz olacaktır. Güvenlik donanımlarına pek kafayı takmayın; zira hava yastığı ömrü 15 yıldır. Pas ise en büyük düşman. Müzik sistemleri, jantlar, etek, kanat montajları ve tüp operasyonları titizlikle incelenmesi gereken detaylardan…

  72. semih_nl # 208

    Ben motor omrunun KM ile alakali oldugunu sanirdim ama yanilmisim devir ile alakaliymis. E benim araba FN2 (type-R) kirmizi cizgi 8500 rpm de ve 6. vitesde 120 km giderken araba 3000 devir yapiyor napiym simdi elden cikarayim mi arabayi ? :D

  73. drkimbel # 209

    bu devir olayını çok anlamadım ben. 1.6 ve 1.2 atmosferik iki aracımız var ikisindede 5. viteste 3000 devirde hız 105 civarı 1.2 nin biraz daha zayıf olması gerekmez mi?

    • Can Akbulut # 212

      Zayıf zaten; o hızı korumak için güç lazım. 1.6 daha güçlü, bu yüzden gaza daha az basıyorsunuz diyemem zira mesele ağırlık/güç oranı ;) Güçlü olan biraz daha ağırdır muhtemelen. Aerodinamik de fark eder.

    • Lawnmower # 216

      Aynı hızda aynı devirde gidiliyorsa sorun yok, ama aynı hızda gitmek için biri 2500 devir, diğeri 3500 devir çeviriyorsa o zaman düşük devirde gidebilen arabanın motoru ömür konusunda biraz daha avantajlıdır.

      Bir de tabi zorlanma meselesi var. Devir motor ömrünün ölçütlerinden sadece biridir. Yokuş çıkarken de devir düşük olabilir, ama aynı zamanda motor çok zorlanabilir. Yokuş inerken de bunun tam tersi olabilir. Sadece yokuşlarda geçerli değil tabi bu, arabanın yük durumu da motorun zorlanmasını doğrudan etkiler. Her durumda küçük motoru zorlamak iyi bir fikir değil.

  74. Tolga Taşdemir # 217

    Video nun üzerinden baya geçti ancak aklıma bir soru takıldı. Aşağıdaki sorularımın hepsi Turbo dizel motorlar ile alakalı.

    Aynı ağırlık grubunda iki hatchback aracımız var diyelim. Örnek verirsek Opel corsa ve Ford Fiesta olsun.

    Opel de 1.3 motor ve Ford da ise 1.5 motor mevcut. Güç oranı da aşağı yukarı aynı dersek bu iki araç arasında Ford mu daha uzun ömürlü olur yoksa Opel mi.

    Başka bir sorum ise;

    Yukarıdaki sorduğum sorunun devamı niteliğinde:
    Klima açıldığında 1.3 Motorlu aracın 5-10 beygiri klima motoru yüzünden ölüyor. Aynı şey 1.5 motorlu araçta olsa da bu kadar etkilenmiyor. bunun sebebi güç oranı eşit olmasına rağmen motor hacminin büyüklüğümüdür? Yani aracın turbo gücünden daha az istifade etmesi aynı şekilde klima çalışmasınıda etkilermi?

    Son soru, biraz konu dışı olacak ama;

    Şu an Opel Corsa 1.3 DTE araç sahibiyim, Arka koltuklarda oturanların amortisörler yüzünden yaşadığı hoplamalar zıplamalar (rahatsızlık) konforsuzluk ve aracın ses yalıtımı yüzünden aracımı değiştirmek istiyorum. Yakıt tüketimi olarak çok memnun olduğum bir araç olduğunuda belirtmek istiyorum. Bu aracımı belki biraz daha büyütmek ve daha konforlu bir araca geçmek adına satınca hangi araçlara bakarsam mutsuz olmam? Not: Yakıt tüketimi halen önemli bir konu olacak :)

    Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

    • Lawnmower # 218

      İlk sorunuzda iki motor arasındaki güç oranının eşit olmasından kastınız motorların güçlerinin eşit olmasıysa Ford daha uzun ömürlü olur, çünkü aynı gücü daha düşük sıkıştırma oranı ve daha az turbo kullanımıyla sunuyordur. Bu durumda daha az yıpranır, daha uzun süre hizmet verir. Eğer güç oranının eşit olmasından kastınız arabaların güçlerinin motor hacimleriyle orantılı olduğuysa yine Ford daha uzun ömürlü olur, çünkü aynı gücü daha düşük devirde verir, bu sayede kullanım ömrü boyunca daha az devir çevirir, daha uzun süre kullanılır. Motor ömrü bakımından (aynı teknolojiyle üretildiklerini varsayıyorum tabi) büyük hacimli olan her türlü avantajlıdır yani. Tabi daha fazla vergi ödeyerek o avantajının bir kısmını yitiriyor, bu da ülkemize özgü bir problem.

      Biz genelde motorları birbiriyle karşılaştırırken üretebildikleri güç ve torktan bahsederiz, ama kullanılan rakamlar aslında maksimum güç ve maksimum torktur. Bu da genelde (özellikle benzinli motorlarda) yüksek devirlerde elde edilir, çoğu kullanıcı gündelik sürüşü sırasında ani sollamalar haricinde bu devirlere çıkmaz. Bu yüzden motorun nispeten düşük devirlerde verdiği güç ve tork daha önemlidir. Aynı teknolojiyle üretilmiş motorlarda eğer biri diğerinden daha büyük hacme sahip olduğu halde güçler eşitse büyük hacimli olan genelde düşük devirlerde daha güçlü olur. Klima motor devrinden bağımsız olarak motordan sabit oranda güç çektiği için klimanın harcadığı güç küçük motora çok yük olur. Büyük motorda ise düşük devirler daha güçlü olduğu için klimanın yükü daha az hissedilir. Performansta asıl önemli olan maksimum güç veya tork değil, güç ve tork eğrilerinin kullanılan kısımlarının altında kalan alandır.

      Sakin kullanıyorsanız ve yüksek performans aramıyorsanız Opel Astra’yı tercih edebilirsiniz. Sizin aracınıza göre biraz daha hantaldır ama çok daha konforludur. Onun haricinde Skoda Rapid de sizi memnun edecek bir araç. Hatchback istiyorsanız Skoda Fabia’ya da bakabilirsiniz. Renault Clio’ya da bakın, güncel ve az tüketen bir araba. Konfor açısından sorunu yok. Clio’yu konforsuz bulursanız Megane’a da bakabilirsiniz, ama biraz daha pahalıdır. Açıkçası yeni nesil dizel motorlu araçların hiçbirinde aşırı yüksek tüketim göremezsiniz. Burada önemli olan sizin kullanım tarzınız, zevkiniz ve bütçeniz. Her zevke ve tarza göre araç mevcut piyasada.

      • Tolga Taşdemir # 219

        Çok teşekkür ederim cevabın için, bu şekilde net cevaplar almayı seviyorum. Aydınlattığın için saol.

        Yazmış olduğun araç modelleri aklımdakilerle uyuşduğundan doğru yola olduğumu anlıyorum. Test sürüşü yapma vakti geldi yani.

  75. said # 220

    1.2 edc renault captur icon modelini aldım .capturun bu motor modeli hakkında bir öneriniz varmı. sizce bu motor böyle bir araca uygunmu?uzun ömürlü olması için bu aracı nasıl kullanmak gerekir.

    • Can Akbulut # 221

      Hayırlı olsun aracınız :) Benim sevmediğim, mantıksız bulduğum bir klasmana dahil model Captur. Kullanışsızdır çok amaçlıymış gibi tanıtılmasına rağmen. Güzel gözükür başka :D

      EDC başarılı bir işletim sistemi kullanıyor, aracı çok yüklüyken (iki yolcudan fazlası varsa) hızlanmaya zorlamadığınız sürece sıkıntı olmaz. Dik bayırlarda durup kalkmak için değil, şehir içinde yüksekte oturarak konforla seyahat etmeniz için tasarlanmıştır. Yol bozukluklarına da dikkatli girer, periyodik bakımları ihmal etmezseniz uzun süre güvenle kullanırsınız :)

  76. ali # 222

    biz 1.6 benzinli toyota verso aldık suan içimiz içimizi yiyor arabanın kilosu 1470kg mu hantaldır hata mı yaptık diye düşünüyoruz okuduğum yorumlar iyi arabadır yönünde bu arada araç 132 bg aldığımız bayi çok içinize sinmediyse 1 sene kullanın en kötü 50 bine alırız başka model seçersiniz diyor buna gerek kalırmı acaba..bide araba alacaklar çok araştırma yapmasınlar en olmayacak olan alınıyor şoktayız.:(

    • Lawnmower # 223

      Toyota Verso sportif kullanıma zaten uygun olmadığı için sakin kullanılacak. Sakin kullanımda da o motor o arabaya yeter. Tabi gönül şöyle 2 litrelik, en azından 150HP filan bir motor olsun isterdi, ama maalesef ülkemiz şartlarında bu biraz maliyetli oluyor.

      • ali # 224

        evet doğru söylüyorsunuz bizim ülkede her şey vergi ben araçlardan özelliklede motor olayından anlamam bu yüzden içim içimi yiyordu cevap için teşekkürler..

  77. Süleyman EŞ # 226

    Merhaba, videolarınız detaylı ve eğitici. Bu videoları hazırladığınız için teşekkür ederim. 18000-22000 TL arasında 2004 yılı ve üzerinde İstanbul şehiriçi trafiğinde yılda 15000 km (3000 km’si uzun yol bayram seyran istanbul-zonguldak arası) kullanacağım az yakan(dizel ya da tüplü) çok kaçan  150.000 km’yi geçmemiş hatchback veya sedan biraz konforlu (yumuşak süspansiyonlu, az ses alan), birazcık tipli masraf çıkarmayacak bir araç almak istiyorum. Bütçeye göre zor ama baktığım araçlar 2008 Grande punto 1.3 m.jet veya 1.4 fire active-dynamic, 2005 Toyota Corolla 1.6 hb tüplü, 2005 Honda Civic sedan 1.6 tüplü (arkadaşımda var 20-25 krş yakıyor), 2006 citroen c4 1.6 hdi (pek bilgim yok), 2005 Ford Focus hb 1.6 tüplü, VW Golf 4-5. Opel Astra H. Sizin de önereceğiniz başka araçlar da olabilir. Kullandığım araç 2006 fiat palio 1.3 multijet dizel çok az yaktığından ve İstanbul’da AVM’lerdeki kapalı otoparklara yaz-kış rahat girebildiğinden yine dizel araç almak istiyorum. Seçenekler C4 dizel veya punto dizel arasındayım gibi ama tüplü araçta olabilir. Hangi arabalar masraf çıkarmaz üzmez? bir de güvenlik tarafı var işin yine sizin sayenizde önemini kavradığım esp özelliği vb. aracı 3 sene falan kullanıp satarım diye düşünüyorum satarken de fazla üzmesin. Renault Laguna 2004 1.6 tüplü ve Peugeot 407 2006 1.6 hdi dizel (fiyatı 25 bin civarı) gibi donanımlı araçlar var. Bu arabalar çok masraf çıkarır mı? Tavsiyeleriniz nedir? Biraz kararsızım O kadar çok model var ki insanın kafası karışıyor.

    • Can Akbulut # 227

      Ford Focus veya 2001-2004 arası Ford Mondeo tercih edebilirsiniz. Bu modeller özellikle tercih önceliğiniz olmalı. Model yılı ne kadar eski olursa, üç sene sonra satarken o kadar az değer kaybeder.

      Temiz durumdaki Mazda 6, Mazda 3 yine tercih edilebilir. Fakat satmak çok kolay olmayacaktır. Hyundai-Kia modellerine de (Cee’d, I30, Elantra) göz atabilirsiniz.

      Tüp bence gereksiz; dikkatli kullanarak LPG ile çok yakın tüketim rakamı yakalarsınız benzinle de. Modern motor işletim sistemleri LPG beyinlerinden çok daha iyi çalışıyor. ;)

      • Süleyman EŞ # 228

        Teşekkür ederim. Mazda 3 çok tipliymiş. Focus alabilirim Mondeo’ya göre daha hafif bir araba az yakar ona göre. Genelde araçta 1-2 kişi yolculuk edecek, 4-5 kişi yüklü kullanılmayacak. Birde Astra’nın eski hb’leri 2004-2005 model eğer temizse güzel görünüyor.

        Bir haftadır Zonguldak’tayım. Burada yollar virajlı ve dik yokuşlu. Yol yapım çalışmaları devam etmekte mucurlu yollar fazla. Araç çok zorlanıyor ve eskiyor burada. İstanbul’da ise araçlar 1.-2. viteste uzun süre kullanılıyor. İkinci elde bu tarz şehirlerden araç almanın daha fazla bir risk taşıdığını düşünüyorum.

  78. Yusuf. # 229

    S.a Abiler Ben de Bir tane araba begendim. Almayi düsünüyorum Kisaca internet sayfasinin linkini atsam bu arabanin avantajlari ve dezavantajlarini anlatabilirmisiniz ?
    http://www.autohus.de/fahrzeugsuche/suchergebnisdetailansicht/?number=2768&cHash=2fe7b63e78775b18e7dfb89e2bbd4090 Sitenin Dili Almanca Tr yok k.bakmayin sizin anlayacaginizi umuyorum

  79. Aklindan tasarruf geciren arac sahiplerinin incelemesini tavsiye ettigim bir site; http://www.imttürkiye.com

  80. Fırat # 231

    Merhaba,
    Volvo özelinde hiç yorum göremediğim için soruyorum: S80 1.6 dizel (115hp) almayı düşünüyordum ama tereddüte düştüm bu videodan sonra. Bu konuda yorumlarınızı paylaşabilir misiniz rica etsem?

  81. ersin # 232

    2009 1.6 125hp mondeo ve aynı dönem turbosuz 1.6 115hp insignia bu araçlar kasalarına göre motor hacimleri sizce nasıl

    • Can Akbulut # 233

      Boş olarak kullanıldığı sürece yeterli. Fakat tempolu, hele yüklü gitmeye kalkarsanız zorlanıyor, küçük motor olduğunu fazlaca hissettiriyor.

      • Anonim # 234

        1.6 turbo 180hp insignia o kasaya nasıl birde benzinli turbo ile dizel turbonun sorunsuzluk ve bakım açılarından farkı var mı

  82. turgay # 235

    skoda yeti 1.2 tsi motor hakkındaki görüşleriniz nedir?

  83. demir # 237

    Öncelikle değerli bilgilendirmenizden dolayı tebrik ve teşekkür ederim. Umarım anlattıklarınız geniş bir kitleye ulaşır da kasa, motor, sürüş üçgeninin otomobil seçiminde ne kadar önemli olduğu iyi anlaşılır. Tek kıyafetin bütün işimizi görmeyeceğini biliyoruz ama tek bir otomobilin bütün işimizi görmesini beklerken üreticilerde sağ olsunlar bizleri kırmayıp hem büyük, hem çok yük taşıyabilen, hem hızlı, bir de üstüne üstlük ekonomik araçlarla karşımıza çıkıyorlar.Kalite taban yapmış ama olsun neticede araba gösterişli. Kabahat aslında onlarda değil bilinsiz taleplerimizle bizde gibi. Otomobilde güven, konfor ve çabuk hızlanma kasa ve motor büyüklüğü ile gelir bunların haricinde olan herşey bir aldatmacadan öte değil. Bu üç bacağın hangisini kısa tutulursa sonuçta dengesiz bir taburede oturulur. Geçenlerde bir arkadaşımın standart donanımlı 320d (2010) aracıyla Beypazarı’na kadar arka koltukta seyahat ettim. Polüretan dolgu koltuk Ikarus belediye otobüslerinin koltuklarını arattı desem yanlış olmayacak. Birlikte seyahat ettiğimiz diğer bir arkadaşın 88 model gibi leşi çıkmış e34 520 si var. 520 nin iç konforu çok daha iyi ama 320d nin motoru daha iyi. Bu iş gittikçe içinden çıkılmaz bir hale geliyor galiba :)

  84. demir # 238

    Vergilendirme konusunda unuttuğum bir şey var. Avrupada emisyona dayalı ölçümle ilgili olarak özellikle temel alınan bileşen değerlerinin yanlışlığı üzerine eleştiriler var. Her şey bir yana bu da tüketimi arttırmak için uydurulmuş bir kazıklama sistemi. Doğru vergilendirme gelire ve bir malın değerine göre yapılır. Örneğin emlak vergimizi bacamızdan çıkan dumana göre değil evimizin değerine göre öderiz.

    • Lawnmower # 239

      Emisyon oranı dolaylı yoldan arabanın yakıt tüketimine bağlı birşey. Tüketimi düşük olan, motor / şanzıman / kasa kombinasyonu verimli arabaların emisyonu da düşük oluyor. Vergilendirmede emisyonun kullanılmasının amacı bu zaten, insanları daha az tüketen arabalar almaya yönlendirmek istiyorlar.

      Arabanın değerine göre alınan vergi zaten var, ayrıca emisyona dayalı vergi arabadan alınan verginin sadece bir kısmı olacak. KDV, ÖTV filan yine olacak yani, ama MTV emisyona göre belirlenecek.

      • demir # 258

        Evet, diyorlar ki ”2000 model emisyonu yüksek 0,10-0,25 lt daha fazla yakan aracın yerine git yeni modelini al daha az vergi öde” Oldu, gözlerim doldu :) Emisyona dayalı MTV, tüketimi körüklemek amacıyla yaratılmıştır, çevre kimsenin umurunda değil. Dar gelirli olup, düşük model bir araç kullanmanın cezasını bir de emisyona dayalı MTV ile ödeyeceksin. Aferin adil dünya!

  85. yusuf # 246

    jettada 1.2 tsi neden bu kdr kotuluyorsunuz anlamadım..dusuk devırlerde guzel hızlar yapılabılır.sızın dedıgınız gıbı sorunlu olsa jetta ve golf gıbı arabalarda rıske gırmez ve mılyar dolarlar harcanıyo bu ıslerde vede mılyon km deneme yapılmaktadır motoru cıkartmadan once..

    • Can Akbulut # 247

      Kötülemiyoruz, bu tercih emisyon kaygısı ve bizdeki kullanım koşullarının öngörülmemiş olmasıyla yapılıyor. Jetta zaten arka dingilinde bağlantıların kaynağının atması gibi bir sorun dahi yaşayabilen, yarım yamalak bir araba. Bununla ilgili bölüm de çekeceğiz yakında; bazı otomobiller kötü olsun diye ayarlanır, tasarlanır. Kabiliyetsizlikten değil, bilhassa öyle üretilirler.

  86. yusuf # 248

    Ondan en cok satan arac..artik bundan eminim can kardes zatn videodada belli konusmlarinizdan objektif degilsiniz.videolaranizla wv kötü yorumluyosunuz.alman arabalarini bilen bilir.siz daha ogreneceksiniz..

  87. yusuf # 250

    Sagolasin..

  88. yusuf # 251

    Opel astra yillarca 1.3 dizel kullandi kullaniyo..onun hakkinda ne diyebilirsin

    • Can Akbulut # 252

      Aynı şey. Hele ki 1.3 Dobló’ların ekseriyesi motor sıkıntısından muzdarip. 1.6D Volvo S80 için de sıkıntı vardı, Peugeot 307 1.4 HDi modellerinde de, Toyota Corolla 1.4 D4-D’lerde de, Mercedes E180 CGi’da da, BMW 316 ve 520d’lerde de var…

  89. yusuf # 253

    can kardesim gercekten inanamiyorum sana bu kdr abartma bence..ben iddaa ediyorum toyotanin dizeli kdr sessiz motor yok sinifinda ve saglamligi.sirket arabasi 2adet 2009 toyota dizel 300000 oldu ve o kdr hor kullanilmasina ragmen motorda tik yok.kesinlikle bilirkisi oldugunuza inanmiyorum..yaniliyosunuz.

    • Can Akbulut # 254

      Ortada gerçekler var, biz bunlara işaret ediyoruz. Bizim uzmanlığımıza güvenmeyebilir, kişisel tercihlerinize devam edip özgün tecrübenizle yol alabilirsiniz. Ancak inanmadığınızı “söylemeniz” sadece sizi bağlamaz, bizi itham etmiş olursunuz. Bu nüansı kaçırıyor olmanız garip…

      Sizi muhattap görüp cevap yazmayı tercih etmem sizi aydınlatma insiyatifimizden. Ne dürüstlüğünüzü garanti edecek bir kimliğiniz var, ne elinizde somut, düzgün ölçülmüş bir örneğiniz. Alman’a iman etmiş yardırıyorsunuz…

      Velhasıl, muhattabımın 60 yaşında mı, 12 yaşında mı olduğunu sorgulamaksızın istirahat vaktimi ayırıp cevap yetiştirdiğimi hatırlatırım. Reklam veya kar amacı gütmeden, titizlikle yaptığımız programlara da çamur atmadan evvel hiç olmazsa bir videomuzu daha izleyip fikir edinecek saygıyı göstermenizi dilerdim. Sağlıcakla kalınız.

  90. Süleyman Eş # 255

    Merhaba, Daha önce araç almak için soru sormuştum ancak aracı alamadım. Şu an aracımı sattım ve 20 bin lira nakitle araba almak istiyorum. Çok da beklemek istemiyorum. Bugün Peugeot 307 2006 1.6 HDI Comfort Tecknopack 200.000 km’de bir aracı inceledim, araç füme renk ve diri duruyor 307′nin son kasası, motoru da gayet performanslı ancak koltuklar biraz aşınmış iç döşemeyle birlikte, kullanımım sırasında kendimi kasislerden geçerken ya da ufak çukurlarda kötü bir arabadaymışım gibi hissettirdi. Forumları okudum 307′ler ses yapar çukuru hissettirir spordur vs. Arabanın asfalt yolda gidişi çok iyi süspansiyonlarda sorun yok ama bir tıkırdı arkadan bazen.. 19 bin civarı alacaktım bu aracı 8 hava yastığı yağmur far sensör vs full. 2006 yılı oto incelemelerine bakıyorum C sınıfı konfor vs 307 ancak Fiat Grande Punto konforu yoktu. Hepsi için söylemiyorum tabiki. Az yakan Grande Punto içi güzel yeni gibi bir araç bakıyorum aslında ama 307′yi tesadüfi görünce çok hoşuma gitti dıştan jip gibi görüntü. Sorum şu diğer 307′ler konfor bakımından bu şekilde midir? 20.000 TL’ye Grande Punto en mantıklı araç mıdır?(Az yakıt-vergi düşük-Yedek parça ucuz-şehiriçi tek kişi kullanım-Modern koltuk, iç döşeme gibi gereklilikler için). İyi forumlar.

  91. fatih # 256

    abi o köpek sesi nedir allah aşkına ya, sinir oldum, biraz profesyonel olun.

  92. ksaylan # 257

    Motor hacimleri kafa karıştırmasın demişsiniz fakat benim kafam karıştı :)
    anlayabileceğim şekilde bir soru sorayım Can bey kısa cevabınız umarım kafa karışıklığımı giderir. :)
    2010 model 60.000 de lpgli (lavonta) 1.6 8v passat comfort. tahmini boş ağırlık 1310 kg
    sağ çamurluk boyalı
    bana özel fiyatı 35000tl
    size göre de kaçırılmayacak bir fırsat mıdır. yoksa 1.6 8v 102 hb motoru sorun olarak mı göreliyim cevabınız için şimdiden tşk ederim

  93. demir # 260

    2010model Subaru 2.0 benzinli AT yoksa 2010 honda crv 2.0 AT mu tavsiye edersiniz. Çok yoğun trafikde kullanılacak. 5 km sabah 1.5 saat akşam 5 km 1.5 saat yokuşlu dur kalklı trafikte kullanılacak. tüketim sorun değil şirket ayda 180 litre benzin ödüyor.

    Yarın bakmaya gidecem inşallah bir cvp gelir…
    Saygılar, sevgiler…

  94. yusuf coşkun # 262

    merhabalar çok merak ettiğim bir sorum var. söylediğiniz gibi artık motorlar git gide küçülüyor ve hep besleme ile güç veriliyor. Araba motor çekmeli diyorsun peki bunun hesabını nasıl yapabilriz. Yane arabanın ağırlığı motor hacmine tork vb gibi nasıl bir matematiksel hesaplama yapabiliriz. Örneğin benim 1.4 tsi 160 beygirlik vw motoru ele alırsak.

    Yardımınız için şimdiden teşşekür ederim.

  95. Anonim # 264

    Merhaba..Her videonuzu merakla izliyorum. Çok güzel bir site.. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum tüm takip edenler adına.
    benim 2012 model dizel (yeni kasa) 10 aylık mavi bir Dacia Sandero Stepway’im var. Bu araç hakkında olumlu-olumsuz bir yorumunuz var mı?

    Sakin ve kurallara uyan bir sürücüyüm. Kullanım esnasında aracımı nasıl kullanmalıyım? Yani vites yükseltme ve düşürme optimum nasıl olmalı? Sormamın sebebi vites yükseltmem için bir ışık yanıyor kadranda, ancak biraz erken yanıyor gibi, yükselttiğimde biraz homurtu oluyor. 3′ten 4′e atarken düz yolda 50 ye gelince ışık yanıyor, ama 60′tan öncesi beni rahatsız ediyor sanki motor nefes alamıyor. uzmanlar bu ışığın yanma anını kafalarından uydurmadıysa ki öyledir eminim, ben yanlış mı yapıyorum? 4′te 50km/h ile gitmek sanki motora iyi gelmeyecekmiş hissi uyandırıyor bende.

    Düşüncelerinizi merakla bekliyorum..Teşekkürler

  96. Anonim # 265

    Bir de chevrolet’te inanılmaz indirimler var bu ortamda alınır mı?

  97. Bircan # 267

    iyi çalışmalar. ben 4 ay önce 2004 model opel corsa 1000 cc araç aldım. araç 3 silindir turbo yok 60 bg lik bir motoru var. uzun yolda 3000 devir de 90 km sabit hızda 4.4 litre yakıyor şehir içinde 20 litre benzin ile 300 km rahat gidiyor ve motor hep soğuk yani hep kısa mesafe kullanıyorum. 100 tl benzin koyuyorum 2 ay yetiyor nerdeyse. buda şehir içi 6.6 litre. belki motor ısınsa ve biraz yüksek viteste gidebilsem yakıt dahada düşebilir.genelde sakin kullanırım öyle arabanın motorunu zorlamam hiçbir zaman. verdiğim yakıt değerlerim tamamen kendi kullanım değerlerimdir. videonuza göre aracımda turbo olmaması ömrünü uzatıyor gibi anladım ben. perfonmans olarak 100 km ye kadar hiç sıkıntım olmuyor ancak 100 km den sonra hızlanması yavaş oluyor tabi ki ve ben en son 160 km hız yaptım dahada zorlamadım. sakin kullanan birisi olarak aracımın perfonmansından oldukca memnunum. video nuzda 1.0 cc turbo motorlu araçlardan bahsetmişsiniz. acaba 1.0cc turbosu olmayan opel corsa için ne düşünürsünüz diye merak ettim. yani bu kasaya bu motor nasıldır, motor ömrü nekadar dır, turbo olmaması motor ömrü için avantaj mı yoksa dez avantajmıdır. (turbo olmaması tabiki perfonmans konusunda dez avantajlı olduğu kesin) mesajım biraz uzun oldu kusura bakmayın. iyi geceler…

    • Can Akbulut # 268

      Güle güle kullanın. Aracınızın motoru en son endişe etmeniz gereken yeri :) ön salıncaklarına ve fren pedalından paspasa yağ damlamamasına dikkat edin.

      Gayet uzun ömürlü ve sağlam, bir o kadar da uzun yolda hantal bir araçtır. Sollamalardan evvel iyi düşünmeli, acil durum insiyatifinizi hep gaz yerine frenden yana kullanmalısınız.

      • bircan # 269

        Öncelikle cevabınız için teşekkürler. Haklısınız özellikle 5 viteste 100 km hızla giderken hızlanması 1.6 araçlara göre yavaş buda sollamalarda 2 kere düşünmemi gerektiriyor ve onun bilincine göre aracımı kullanıyorum ama çokta hantal değil, tabiki benim kullanımıma göre, ancak 1, 2, 3 ve 4. vites hızlanması beklentilerimin çok üzerinde buda vites dişli oranlarıyla alakalı sanırım. (tabiki 2013 model turbolu araçlarla kıyaslamak yanlış olur)

        Birde kusura bakmayın ama fren pedalına yağ nereden damlasın anlamadım. corsa c lerde olan direksiyon kutusu ve alt takım tıkırtı sorunu şimdilik benim aracımda yok.

        Bu arada daha önce 2000 motor 407, 1.4 lacetti, 70 lik connet, doğan slx, 1.2 palio, 1.9 berlingo 1.4 206, 1.5 dizel clio araçların hepsini uzun zaman kullandım ama yakıt olarak en avantajlısı 1.5 clio dizel hariç, opel corsa oldu. özellikle lacetti ile 60 lt deposu ile uzun yolda 850 km gidebilirken aynı sürat ve hızda corsa 45 lt deposu ile 900 km gidebiliyorum yakıt konusunda bukadar fark olmasını anlamış değilim.

        Bende küçük motor daha fazla gaza bastığımız için fazla yakar diyordum ama yanıldığımı anladım. işin ucunda ekonomi olursa ve sakin kullanırım ben diyorsanız kesin küçük motorlu araçları tavsiye ederim.

        bütün videolarınızı izlemeye çalıştım gerçekten çok aydınlatıcı bilgi vermişsiniz şahsım adına çok teşekkür ederim…

        • Can Akbulut # 270

          Fren merkezi arızası ölümcüldür bir seri Opel’de. Fren merkez pistonu hidrolik kaçırabilir, akabinde fren boşalır yolda giderken. O yüzden pedalda sızıntı olup olmadığını, paspasa damlayan hidrolik olup olmadığını göz ucuyla kontrol etmeniz isabet olur ara ara.

  98. umut # 273

    Ağzınıza sağlık çok değerli bilgiler aktardınız. Teşekkürler

Cevapla »

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.


css.php