Bir gazeteci kendini sosyal ağ reklamlarına alet etmeli mi?
Teknoseyir'de zamanında yayınlamayı unuttuğumuz bir bölümle karşınızdayız 🙂 Bayrama kısmetmiş diyelim geçelim. Birkaç hafta önce gazeteci Oray Eğin, Twitter'da kendisini reklam aracı olarak kullanmak isteyen bir ajansın olduğunu yazmıştı. Biz de buradan hareketle, kendi başımıza böyle bir şey gelse ne yapardık konusunu tartışıyoruz.
Mithras
Örneğin Şener ŞEN reklamını yaptığı kurumun internet hizmetinden ne kadar memnun? Veya Orhan GENCEBAY reklamını yaptığı telefon firmasını gerçekten beğeniyor mu? Kısaca para konuşur...
tabiki parayla ilgili şeyler.Saygılarını yitiriyorlar özellikle şener şen.Oray eğin kimdir ne yazar bilmiyorum ama şarkı yarışmasında juri olarak görmüştüm.O adam 50 liraya iphone satılıyor dese gidip almam 😀 insan referansını iyi seçmeli.
size bu olayın en çirkin örneğini vereyim:
4-5 sene evvel bir firmanın uçağı düştü ve uçaktaki herkes yaşamını yitirdi, olaydan hemen sonra türkiyede durustulğu ile tanınan en büyük gazetecilerden birisi olan uğur adlı bir gazeteci hiç bir teknik uzmanlığı olmadığı halde o dönem kanal kanal anahaberleri dolaşıp uçağın pilot hatasından düştüğünü anlattı, uçakta teknik hiç bir hatanın olmadığını tamamen pilot hatasından kaynaklandığını beyan etti.
aradan geçen 2 senede kaza hakkında araştırma yapan ekip, kazanın uçaktaki hatalı ve arzalı parçalardan, arzalı yükseklik ölçerden kaynaklandığını tesbit etti.
aynı gazetece artık anahaber sunucusu olmuştu, bu gazeteci haberi insan hayatı ile oynayan düzenbazlar, ahlaksızlar diye vermişti.
o dönemde o uçak firmasının itibarini kurtarmak için hiç bir uzmanlığı olmamasına rağmen kanal kanal(benim gördüğüm en büyük 4 kanalın anahaberi) dolaşan bu uğur adlı gazeteci, suçu pilota atmakta hiç bir sakınca görmemişti.
bariz bir şekilde birilerinden, bu firmanın itibarını kurtarmak için para aldığı ve bunun içinde halk arasında ki dürüst gazeteci kimliğini kullandığı belli idi.
bu ülkede insanarın hayatı söz konusu olsa bile reklam yapılmakta.
başka bir örnek: Prof. Dr. Bingür Sönmez kanal kanal dolaşıp "Gün Aşırı Bir Yumurta, Doktor Bana Dokunma" diye kampanyalar başlatması ve istannbul sokaklarında dolaşıp insanlara yumurta yemelerini tavsiye etmesi. bun yapmak içinde kendilerince bir deney hazırlamışlar 20 kişi üzerinde yaptıkları deneylerde yumurta yemenin klostrol üzerinde hiç bir etkisi olmadığını gözlemlemişler. bu adam 20 kişilk deney ile bunu soyleyip turkiye çağında kampanya başlatabiliyor ve bütün anahaberler bunu haber yapıyor, gerçe ben o yirmi kişilik deneyinde koşullarından ve sonuçlarında çok kuşkuluyum.
haberden bir hafta sonra 67 yaşındaki babam her gün yumurta yemeye başlamıştı, hala bunun bir reklam olduğuna tam olarak ikna edemedim.
uğur adlı o gazeteci çeşitli üniversitelerden yüksek gerilim hattının zararları hakkında fikir almış sonra bunları bir yakınından bir yerden yüksek gerilim hattı geçen o da yerden uzak ve taşıdığı gücü düşük, konut yapan bir grubu karalamak için kullanmıştı açık bir şekilde emlak spekülasyonu yapmıştı, bulunduğu yerin adı santral olan ve altında devletin yaptığı konutlar olan yeri hiç göstermedi ve eleştirmedi, bilmeyeni kandırabildi ama bilen kişilerin nefretini kazandı.
say say bitmez bu adamın yalanı dolanı, bu kadar yalan dolan ile türkiyenin en güveilir gazetecisi nasıl olunuyor onu anlamıyorum asıl.
+1
Mithras
80li yıllarda askerler arasında Kara Şimşek adıyla anılan mercimek stoğunun fazla olması sebebiyle, TRT ekranında Ayşe SOYSAL isimli bir profesörün mercimek olmazsa olmaz yemek tariflerini izler, böreğini,salatasını,dolmasını vb bilumum mercimek ürünlerini tüketmek zorundaymışız gibi hissederdik kendimizi.Evlerde mercimek,askeriyede mercimek,öğrenci yurtlarında mercimek,üniversite yemekhanelerinde mercimek,mercimek de mercimek...Stokların erimesi için saygın bir ismin kendini bu şekilde feda etmesi garip gelmişti.
Bir de radyasyonlu çayı unutmamak lazım.Televizyon ekranlarında çay içen Cahit ARAL, ben üniversitedeyken ziyaretinde uzatılan çayı almamış, ıhlamur içmişti.
Ayşe Baysal. O dönem Hacettepe Üniversitesi Beslenme bölümünde çalışıyordu. Ayşe Hanım'ın yaptığı reklam değildi ve tartışılan konuyla bire bir örtüşmüyor.
A.A.A.
"arkamızda jaluzi var"
sesli güldüm 😉
Veysel Ozan
Sanırım Levent Pekcan'ı 13 senedir takip ediyorum, Murat Gamsız ve Özkan Erdem'i de bir süredir izliyorum.
Açıkçası, Levent Pekcan aka kara dese, düşünmeden "kara"dır derim. 13 yıl az bir süre değil, bugüne kadar yaşatmamışsa, yaşatmaz derim. Konuşmanın bir yerinde "adımız" geçiyor. Sizin incelemeleriniz, sadece incelemeyi iyi yaptığınız için değil, aynı zamanda objektif olduğu için değerli...
Böyle devam...
şakir
Evet Levent Bey çok doğru söylüyor adını itibarını bir yıktınmı bittin.Darkhardware de Seagate 250GB 410AS leri incelemiştiniz ve tavsiye etmiştiniz aynen sizin dediklerinizden yola çıkarak o diskten 4 tane aldım ve hiç yanılmadım.Hep teşekkür ederim sizlere.
Bir defasındada Chip dergisi Samsung52x cd rom ları öve öve bitirememişti okadar kötüydüki hem gürültü hem öyle aman aman performansıda yoktu sonra ne oldu chip dergisi gözümde bitti.Sonrada kendileri bitti zaten.
İsim güvenirliği çok önemli.
Fitzgerald
chip dergisi bitmedi ki, her zaman 1. sırada kaldılar, bilgisayar dergiciliği bitti, chip'in de buna uygun olarak satış rakamları düştü, ama yine de kapanmadan ayakta kalmaya devam ediyor.
şakir
bitti işte.Dış destek olmasa çoktan kapattı gittiydiler.sen chiptensin galiba çok savunduğuna göre.
Dış destekli değil ki, Doğan grubu geçtiğimiz yıllarda belli bir süreliğine tüm haklarını satın aldı ve DBR grubu içerisinde çıkarılıyor.
Zaten kaliteyi düşüren de bu oldu. Chip Doğan'a geçer geçmez Pcnet gibi içi boş başlıklar ve incelemelerle dolup taştı. Eski okur kitlesini tamamen kaybetti.
Bu arada ben de dergicilik bitti görüşüne katılıyorum ama Chip eski Chip olsaydı bu kadar düşmezdi satışları. 60 bin satıyorsa eskiden atıyorum 45 bin satardı ama 30 bin altına inmezdi. Şu anki durumu içler acısı derginin. Kapanması da yakındır zaten.
teamfodul
şimdi abicim ahmet ustanın karpuzları iyi olabilir, ama her karpuza garanti veremeyiz, karpuz ciddi bi iş, kelek çıkabilir! 🙂
Fitzgerald
Çok geniş bir konu, uzun tartışmalar yapılabilir, daha farklı bakış açıları getirilebilir, epey kafamı meşgul etti bu konu. Bazen böyle felsefi konulara da girmeniz güzel olur (ütü incelemesi programı kadar ilgi çekmeyecek olsa da). Teknoloji ne kadar gerekli, nereye gidiyor, hayatımızı nasıl etkiliyor vs.
bir site x marka psu incelemesi yapmış ve x marka psu reklamı almıştı, hemen sonra forumlarında x marka psu nasıldır türü başlıklar dolandı hiç kullanmadığı psu için iyi biliriz iyidir güzeldir temalı mesajlar vardı, bir yılı geçmeden x psu bozuldu distribtörü kim nasıl garantiye veririz temalı mesajlar çoğalmaya başladı, sözde donanım sitesi hem incelemesi hemde fake forum mesajları ile insanları kandırmıştı.
Helmoneous
Herkesin birinci elden bildiği, tam olarak bu konuya örnek teşkil edecek birşey geldi aklıma (videosunu bulamadım). Dove reklamı arkadaşlar 🙂 Hani şu Ata Demirer'in dalga konusu ettiği. Sözde kendi halinde bir kullanıcıyı alıyorlar tecrübelerini kaydedip reklam yapıyorlar.. Dove kullandım cildim inanılmaz parladı 😀 Ya kim inanır senin dediğine? İnsanların %60-%70'inin o kızın para karşılığında o reklam filmini çektiğini keşfedecek kadar bile sorgulamıyor, ağzı açık izliyor olması belki de sıkıntı..
Yada sokağın ortasına kurulmuş diş muayenesi istasyonu, halktan insanlar geliyor sözde de muayene oluyorlar. O muayene olanların da nasılsa dişleri inci gibi, 1 tane kusurlu denek yok.
Yada başka bir yöntem Sertap Erener'in turkcell 4 çeker reklamı, telefona şarkı söylüyor da stüdyoda kayıt yapıyorlar, ben böyle aptal kesimi kandırmaya yönelik reklam görmedim. Sertap ne alaka?! İnternet sektörüyle kullanıcıdan öte ne alakası var onun da kefil oluyor bir reklamda oynayarak?!
"En güzel reklam arkadaş tavsiyesidir" anlayışını anlayamamış hala firmalar. Milletin "arkadaş" saydığı insanlara para vererek kendi tavsiyelerini onlara yayınlatmaya çalışıyorlar. Onun yerine sen ürettiğin ürünün hakkını ver, ürün kendi reklamını yapsın arkadaşlar arasında.. http://alturl.com/tpu83 Bu linkteki yazılanlar ise bu anlayışın nerede patladığının göstergesi aslında.. Haksız olan savunduğunun ne kadar mantıksız yada gerçeklikdışı olduğuna bakmadan bağrınır durur..
Bu reklam ve pazarlama sektörü kadar bozulmuş bir sektör yok dediğiniz gibi. Bunun en kötü etkisiyse bu insan ilişkilerinde işte; bu adam konuşuyor da beni kandırıp para kazanmak için mi konuşuyor yada gerçekten samimi mi? Bir başka bakış: bu adam bunu kötülüyor; istediği parayı vermediler herhalde.
İlhan İrem
Özkan'ın çocuksu ruhu, Levent'in güleryüzü, Murat'ın gözündeki ışık ile keyifli bir sohbet olmuş ... Konuyu her açıdan yaklaşıp yorumladığınız için teşekkürler ... Bence bir köşe yazarının böyle bir olaya girişmesi onun samimiyetini zedeler ve bir süre sonra kimse onun yazdıkları ile ilgilenmez. Gazeteci ve köşe yazarının görevi, hayatı, günceli yazmak, yorumlamak, fikir ve yorum verebilmek, karşıdakine bir pencere açmak, tarafsız ve objektif bakış açısını kaybetmemek v.s .... Tüm bunların arasına reklam saçmalığını yapıştırmak yanlış bir hareket olur. Ben olsam bu şekilde reklam yazarı olan gazetecilerin yazılarını okumam, okutmam ... Hayatın her alanında insanları tüketime yönlendirmek yanlış bir olay .. Bırak insanlar kendileri karar versin. Ve insanlar da nasıl yaşaması gerektiğini başkasının yazdığı twetterdan takip etmesin, önce kendi olsun ...
heyula07
Güzel ve eğlenceli bir sohbet olmuş. Ağzınıza sağlık.